menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye’de gazeteciler: Haber verenlerden haber alınamıyor

61 0
17.03.2026

Gazetecilik kutsaldır. Mesleğin tek derdi vardır: Doğru bilgi.  Gazeteci sırtını bir hükümete, bir kuruma, güçlü kişilere vermez; gizlenen gerçek, haksızlık, yolsuzluk vs ne varsa gazeteci onun peşindedir… Amacı bilgi; işi, tarihi kaydetmedir: Hafızadır.

Gazeteci salt bugünle ilgilenmez; bugünün tutanakçısıdır ama geçmişte yaşanan olayları da hatırlatır- bugün yaptığı iş, yarının hafızasını oluşturur; bugüne ve geleceğe bakarken, onun yaptığı haberlere, çektiği fotoğraflara, video ve yorumlara bakarız…

Savaş dönemlerinde gazetecilik zordur. Yekten savunmasız bir insansındır ve tarafların silahlı olduğu bir yerdesindir. Ahlakın sana tek bir şey emreder: bilgiyi aktar, tarihi belgele; çünkü ikisine karşı da sorumlusundur… Nedeni şu: Tanıksındır. Bilgi seninle bilgi olacaktır.

Savaşta gazetecilik zordur; devletlerin kendilerine göre gazetecileri vardır ve bunlar, devlet ne derse, onu söyler, o zaman medya devletin, kitleyi denetim merkezine döner. Buradan bilgi çıkmaz, buradan propaganda çıkar. Sahici gazeteci, azdır ama vicdanıyla bütün insanlığa karşı, olumsuzlukları göğüsler, bilgiye helal gelmesin diye bazen hapse girer, bazen kaçırılır, kaybedilir, bazen öldürülür.

Günümüzde gazetecilik en tehlikeli mesleklerinden birine dönmüştür; Filistin, Meksika ve Suriye gazetecilerin en çok zorlandığı ve en fazla öldürüldüğü yerlerdir. Sadece 2026 yılında 67 gazeteci öldürülmüştür. Meslekler arasında inşaat ve askerlikten sonra gazetecilik geliyor.

Suriye Savaşı (2011) boyunca resmi kayıtlara göre 211 gazeteci haber/ bilgi için canlarını verdi; 500 kişi de medya çalışını olduğu için öldürüldü…  Ancak insanların haber ve bilgiye duyduğu ihtiyaç savaş boyunca yerel bir gazetecilik mayalandı; pek çok insan, bilgiye olan tutkusunu çektiği video ve fotoğraflarla, bağlandığı kimi TV ve gazeteler üzerinden yaydı; bunlara vatandaş gazeteci denildi. Bunlar olay yerinden bilgi verdi… Olayın mağduru olan kimseler, bilginin sahipleri olmuşlardı.

Savaş boyunca pek çok gazeteci radikal İslamcı örgütler tarafından kaçırıldı; kimileri orada öldürüldü, kimilerinin gazetelerinden ve ailelerinden fidye istendi.  Kimisi ikide bir değişen milis kuvvetlerince gözaltına alındı, işkence gördü, tutuklandı, öldürüldü; Mika Yamamota, 2012’de Halep’te öldürüldü.

Savaş döneminde gazetecinin derdi sivillerin hayatıdır; göç dalgaları, hak ihlalleri onun en büyük gayesidir, onların peşine düşer… Terazinin kefelerinden biri değildir gazeteci, bizzat horozudur, o olmadan hakikat anlaşılmaz, tartışılmaz.

Esad döneminde (2024’e kadar) gazeteciler ve gazeteler devletin denetimindeydi.  Bağımsız medya kuruluşları olmadığı gibi dışarıdan gidip buralarda haber/ bilgi almak zordu. Devletin medyası da sahibinin sesiydi… Bunun dışına çıkan işten atılır, gözaltına alınır, tutuklanır, en nihayet, sürgün edilirdi,  öldürtürdü, kaybettirirdi.

Colani, Esad’ı aratmadı… Gazeteciler üzerinde baskıyı yasallaştırdı. Kendi bölgesinde, bir gazeteci eğer iş yapacaksa HTŞ’den ya da HTŞ’nin mahalli milislerinden izin almak gibi bir zorunluluk getirdi. Çekim yapılacaksa,........

© İlke TV