Arabam arabam kaça geldi arabam?
Türkiye’de otomobil almak artık sadece otomobilin fiyatıyla ilgili değil. En az onun kadar önemli ikinci bir soru var: “O otomobili nasıl finanse edeceksiniz?” Otomobil fiyatları son yıllarda katlanarak yükselirken genel taşıt kredisi limitleri fiyatlardaki artışın çok gerisinde kaldı. BDDK elektrikli araçlarda bazı düzenlemeler yapsa da bugün ortalama bir sıfır otomobil almak isteyen bireysel tüketicinin banka kredisiyle otomobilin anlamlı bir bölümünü finanse etmesi neredeyse imkansız. Yani ortaya büyük bir finansman boşluğu çıktı. Bu boşluğu ise son dönemde hızla tasarruf finansman şirketleri dolduruyor. Rakamlar da sistemin artık niş bir alternatif olmadığını gösteriyor. Tasarruf finansman şirketlerinin sadece taşıt tarafındaki finansman hacmi 2026’nın ilk çeyreğinde 100 milyar TL’yi aşmış durumda. Sektör kaynaklarına göre yılın ilk yarısında ise rakam 150 milyar TL bandına ulaştı. Bankaların bireysel taşıt kredisi bakiyesi ise aynı dönemde yaklaşık 43 milyar TL seviyesinde kaldı. Yani artık otomobil finansmanında küçük bir alternatiften değil, bankaların bıraktığı alanı dolduran yeni ve hızla büyüyen bir finansman kanalından söz ediyoruz.
FAİZ YOK, ORGANİZASYON ÜCRETİ VAR
Sistemin temel mantığı aslında basit. Müşteri bir tasarruf finansman sözleşmesi imzalıyor, belirlenen süre boyunca tasarruf ediyor. Şartları yerine getirdiğinde şirket kalan finansmanı sağlıyor ve müşteri otomobilini satın alıyor. Banka kredilerinden en önemli farkı faiz olmaması. Ancak faizsiz olması, maliyetsiz olduğu anlamına gelmiyor. Şirketler bunun karşılığında organizasyon ücreti alıyor. Otomobilin sisteme hangi fiyatla girdiği, müşterinin ne kadar süre tasarruf edeceği, teslimat tarihi ve kullanılan modele göre başka maliyetler de ortaya çıkabiliyor. Tam da burada otomobil tarafında uzun süredir kullanılan farklı bir yöntem devreye giriyor.
HEMEN TESLİM AMA HEMEN SİZİN DEĞİL
Tasarruf sisteminde beklemek istemeyen müşteriye otomobil ilk günden verilebiliyor. Ancak araç doğrudan müşterinin üzerine geçirilmiyor. Otomobil şirket veya birlikte çalıştığı kiralama şirketi tarafından satın alınıyor ve ilk dönemde müşteriye kiralanıyor. Müşteri aracı kullanıyor, ödemelerini yapıyor ancak ruhsat henüz onun adına değil. Yaklaşık 6 aylık tasarruf süresi tamamlandıktan sonra kiralama sona eriyor ve otomobil müşterinin üzerine devrediliyor. Müşteri daha sonra kalan finansman borcunu ödemeye devam ediyor. Yani “hemen teslim” ile “hemen sahibi olmak” aynı şey değil. Geçen hafta CNBC-e’deki programımda konuğum olan Tüm Oto Kiralama ve Mobilite Kuruluşları Derneği (TOKKDER) Başkanı Özarslan Tangün’ün dikkat çektiği nokta da tam olarak bu modeldi. Tangün tasarruf finansman sistemine karşı değil. Hatta mevcut kanunun ve sistemin özünde doğru olduğunu düşünüyor. Ona göre sistemin mantığı, müşterinin önce tasarruf etmesi, ardından finansmana ulaşması.Ancak “otomobili bugün al, 6 ay kirala, sonra üzerine devret” uygulamasına çok daha eleştirel yaklaşıyor.
TEKNİK OLARAK BU BİR SPOT SATIŞ
Tangün’e göre asıl tartışılması gereken nokta, otomobilin daha ilk günden müşteriye verilmesi. Programda bunu açık şekilde “Teknik olarak bu bir satış, spot satış tabii” sözleriyle tanımladı. Ardından çok daha önemli bir noktaya dikkat çekti; o da aracın kiralanırken satış fiyatının neden baştan........
