menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kilo verdirici iğneler: Yeni bir altına hücum mu, yeni bir halk sağlığı sorunu mu?

60 0
27.07.2026

Yaklaşık iki yüzyıl önce Amerika’da insanlar bir avuç altın uğruna dağları, nehirleri ve hayatlarını göze alıyordu. Bugün ise tüm dünyada milyonlar, hızlı kilo verme vaadi uğruna metabolizmalarını ve sağlıklarını riske atabiliyor. Değişen tek şey, peşinden koşulan “altının” rengi ve biçimi…

Charlie Chaplin günümüzde yeni bir “Altına Hücum” filmi çekseydi kilo verdirici iğneler başrolü oynardı. Birçok sağlık ekonomisti kilo verdirici ilaç bahsini yoğun yatırım, rekabet ve talep nedeniyle adeta bir “altına hücum” olarak tanımlıyor.

Küresel ilaç pazarında milyarlarca dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşmış; son yıllarda en yüksek ticari değere sahip ve en yoğun yatırım çeken ilaç grubu kilo verdirici iğneler.

Elbette bu iğneler tıp tarihinde bir çığır açtı. Ama madalyonun bir de görülmesi istenmeyen yüzü var. Zayıflama ilaçlarında reçetesiz erişim “görülmeyen” hayati riskler taşıyor.

Son dönemde tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde önemli bir gelişme olarak kabul edilen semaglutid etken maddeli ilaçlar (GLP-1 reseptör agonistleri), yalnızca kilo verme vaadiyle küresel ölçekte büyük ilgi görmeye başladı. Ancak bu ilaçların kullanımının yaygınlaşması, beraberinde önemli güvenlik tartışmalarını ve yeni bilimsel değerlendirmeler ışığında tıbbi uyarıları da gündeme getirdi.

Başta Avustralya Şifalı Ürünler İdaresi (TGA), Avrupa İlaç Ajansı (EMA) ve diğer uluslararası ilaç güvenliği otoriteleri, semaglutid kullanan hastalarda arteritik olmayan anterior iskemik optik nöropati (NAION) adı verilen, nadir görülen ancak kalıcı görme kaybına yol açabilen ciddi bir göz hastalığı ile olası ilişkiyi değerlendirmiş ve üst üste uyarılar yayımlamıştır.

Bilimsel literatürde örneğin JAMA Ophthalmology’de yayımlanan gözlemsel bir çalışmada, semaglutid kullanan bireylerde NAION görülme........

© Evrensel