Vassallık düzeninin reenkarnasyonu
Tom Barrack’ın Ortadoğu ülkeleri için biçtiği ‘iyiliksever monarşi’ devlet modeli; sultanlık, krallık ve imparatorlukları yıkmak, sömürgecilerinden kurtulmak, halk egemenliği, bağımsızlık ve özgürlük kazanmak için bedeller ödemiş halkların tepkisini çeker. Tek adam yetkesine dayanan feodalizmi kapitalist iktisadi ilişkilere monte eden Barrack’ın yeni sömürgeci zihniyeti tek tek devletlerin ABD’nin çıkarlarına entegre olmuş birer vassal haline gelmesi, monarkların da kendine bağlı vassallarını oluşturmasından başka bir anlama gelmiyor. Türkiye’deki tartışmalara bakılırsa soya bağlı egemenlik bile hortlamak üzere.
Halk için ise istikamet reayalaşmak. Feodal ürün rantın yerini verginin ve yoğunlaşmış artı değer sömürüsünün; kanunla belirlenmiş iş düzeninin yerini modern köleliğin aldığı bir düzenleme içinde giderek yoksullaşmak ve bağımlılaşmak.
Türkiye modern kapitalist iktisadi ilişkilerin üzerine monarşik bir siyasal kalıp geçirmek bakımından doğrusu bir hayli yol katetti. On yıldır müteahhitlerin, sanayicilerin, orta boy sermayenin kâr ve rantı merkezle bölüştüğü bir tek adam rejiminde yaşıyoruz. Bütün bunlar seçimler, referandumlar, hukuk, parlamento gibi burjuva demokrasisinin normlarından geçerek kurumlaştı. Oysa yakın geçmişte normlar ve kurumlar bütün dünyada burjuvanın, ilk doğum yıllarında açıkça, daha sonraları üstü örtülü devam ettiği, kimi zaman kılıfına uydurarak, bazen devlet kararnameleriyle hayata geçirdiği ilksel (ilkel) birikimi terbiye ederek denetim altına alan, bunu........
