menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İYİ İNSANLAR, İYİ ATLAR

14 0
02.03.2026

İçinde bulunduğumuz Ramazan Ayı, çok şükür asırlardır bu topraklara olduğu gibi içerisinde yaşadığımız şehrimize de huzuru, bereketi, paylaşmayı, açın halinden anlamak gibi ulvi duyguları soluduğumuz havaya sakin sakin üfleyerek kültür taşıyıcılığı misyonunu elinden geldiğince yerine getiriyor. Aslında mübarek ile biraz oturup hafif deruni dilden biraz musafahalaşsak derdinin ne kadar iflah olmaz seviyelerde olduğunu göreceğiz ama inmiyoruz oralara. Etrafa bakıyor, içinde bulunduğumuz ayın hürmetine güzel görmeye, güzel bakıp güzel düşünmeye gayret ediyoruz.    

Mesela;” Şükret Ey Ramazan: Şu şehrin başına gelenlerin kaçta kaçı senin başına geldi ki?” sorusuyla bile garibimin başı öne düşüveriyor. Öyle ya, bu şehri, buna benzer nice kadim şehirleri sözde seviyorum diye diye ruhsuzlaştırıp, kimliksizleştirmediler mi? Hepsinin dilinde cicili sözleri vardı. Yok ‘Kentsel dönüşüm’, yok ‘Marka Şehirler İdeali’, yok ‘Yeniden Yaşanabilir, Yapılanmalar’ falan da filan. Şimdi Allah korusun: benzer yaklaşımlarla bizim Ramazan’a da gelip, ‘Ramazan’ı yeniden yapılandırıyoruz’, veya ‘Asra uygun yeni nesil Ramazan kutlamaları’ gibi mottolarla niyetlerini bozsalar kim ne yapabilir ne kadar karşı durabiliriz ki?

Aman en iyisi yerinde dursun!

Şehirlerimizi inşa edeceğiz diye yola çıkanların, inşa kelimesini dillerine dolayanların bir nesli nasıl imha ettiklerini ve o yıkımın altında yıllardır nasıl yaşadığımızı tekrar hatırlatıp da şu Ramazan günü az da olsa var olan keyiflerinizi olsun kaçırmayalım.

Mimar Turgut Cansever bir hatırasını naklederken: “1943 yılı ve ilk şehircilik........

© Enpolitik