menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Genişletilmiş illüzyon rehberi

16 0
latest

Buradaki illüzyonların neredeyse tamamına, ekonomi tarihimizin çeşitli dönemlerinde yakından tanık olduk. Mahfi Eğilmez’in de ifade ettiği gibi, “İllüzyonlar her zaman çekicidir. İnsanı şaşırtır, hatta hayran bırakır; ta ki arkasındaki gerçek ortaya çıkana kadar.”

      Fransızca kökenli bir kelime olan illüzyon, aslında var olan bir şeyin beynimiz tarafından yanlış ya da farklı algılanmasıdır. Yani gözümüz ya da diğer duyularımız bir şeyi görür ve hisseder; ancak zihnimiz onu gerçekte olduğundan başka şekilde yorumlar. Ekonomide illüzyon ise insanların ekonomik gerçekleri doğru değerlendiremeyip yanıltıcı bir algıya kapılmasıdır.

Geçen hafta Mahfi Eğilmez’in “Kendime Yazılar” blogunda “7 Maddede Ekonomide İllüzyon Rehberi” başlıklı bir makalesi yayımlandı. “Bugünün ekonomisini anlamak için yedi basit illüzyonu anlamak yeterli olabilir” diyor ve ardından bu illüzyonları tek tek sıralıyordu. Oldukça keyifli ve öğretici bir yazıydı. Yazıyı okuyunca aklıma başka illüzyonlar da geldi. Çünkü ekonomi tarihimizde illüzyonların çok örneğini gördük. Bunların illüzyon olduklarını sonradan anladık.

Bunlara geçmeden önce, Mahfi Eğilmez’in sıraladığı illüzyonları kısaca hatırlayalım:

Bir: Enflasyonu yüksek tutarken faizi de yukarıda bırakırsın. Sıcak para gelir, döviz kuru baskılanır. Sonuç: Ekonomi dolar cinsinden olduğundan büyük görünür. Kağıt üzerinde büyür, dünya sıralamasında yükselirmiş gibi yaparsın.

İki: Sığınmacıların üretimini milli gelire eklersin ama onları nüfusa katmazsın. Sonuç: Kişi başına gelir bir anda artar. Kimse zenginleşmez ama herkes zenginleşmiş gibi görünür.

Üç: İşgücü tanımını daraltır, işgücüne dahil olmayanları genişletirsin. Sonuç: İşsizlik oranı olması gerekenden düşük çıkar. İş bulunmaz ama işsizlik sorunu yokmuş gibi görünür.

Dört: Dış borcu, kimden alındığına göre değil, kimin elinde tuttuğuna göre yazarsın. Üstelik nominal değeri değil, anlık piyasa fiyatını esas alırsın. Sonuç: Dış borç azalıyor görünür. Oysa değişen sadece yöntemdir.

Beş: Politika faizini sabit tutar, fonlamayı arka kapıdan yaparsın. Haftalık repo ihalesi yerine gecelik borç verme kanalını kullanırsın. Sonuç: Politika faizi vitrindir, arka kapı faizi faturadır. Gerçek faiz yükselir ama ilan edilmiş politika faizi yerinde sayar. Artırmamış gibi yaparsın, artırmış olursun.

Altı: Yılın başında harcamayı kısar, vergiyi öne çekersin. Sonuç: Bütçe açığı düşük görünür, hatta fazla bile verilebilir. Takvimle oynarsın, tablo düzelmiş gibi görünür.

Yedi: Enflasyon sepetini güncellersin. Konut, kira ve aidatlar hızla artarken bunların sepetteki ağırlıklarını düşürürsün. Sonuç: Enflasyon gerilemiş görünür. Hayat pahalılaşır, ama rakamlar sakinleşir.

 Başka illüzyonlar da var

Ve işte Mahfi Eğilmez'in listesine benim eklediğim diğer bazı illüzyonlar:

Sekiz: Yüksek enflasyon ortamında kuru açık ve örtük müdahalelerle yatay tutarsın. Sonuç: Birinci maddede olduğu gibi yerli para reel olarak aşırı değerlenir. İthalat ucuz, tüketim canlı görünür; ancak rekabet gücü zayıflar, cari açık büyür.

Dokuz: Kamu bankaları veya teşviklerle kredi genişlemesi hızlandırılır. Sonuç: Büyüme hızlanır, satışlar artar. Oysa aslında geleceğin talebi öne çekilmiştir. Sonrasında genellikle sert bir yavaşlama yaşanır.

On: Swap ve emanet dövizlerle brüt rezervler yüksek gösterilir. Sonuç: “Merkez Bankası rezervleri güçlü” algısı oluşur. Oysa net rezerv zayıftır; kriz anında kullanılabilir alan sınırlıdır.

On bir: Hazine garantili projeler, görev zararları ve bazı fonlar bütçe dışında tutulur. Sonuç: Bütçe açığı düşük görünür. Ancak yük ortadan kalkmamış, yalnızca ertelenmiş ya da gizlenmiştir. Zamanla bütçeye yansır.

On iki: Gayrisafi yurt içi hasıla nominal olarak artar ama gelir dağılımı bozulur. Sonuç: “Ekonomi büyüyor” denir. Oysa medyan gelir düşmüş, toplumun büyük kısmı fakirleşmiştir.

On üç: Enflasyon nedeniyle nominal vergi gelirleri artar. Sonuç: “Ekonomi güçlü, gelirler artıyor” algısı oluşur. Oysa vergi tabanı aynı kalmış, hatta daralmış olabilir.

On dört: Kur düşük tutulunca dolar cinsinden kişi başına gelir artar. Sonuç: Reel verimlilik artmadan zenginleşmiş gibi görünür; ancak baskılanan kur serbest kaldığında bu kez fakirleşme hissi ortaya çıkar.

Yukarıda sıralanan illüzyonların neredeyse tamamına, ekonomi tarihimizin çeşitli dönemlerinde yakından tanık olduk. Mahfi Eğilmez’in de ifade ettiği gibi, “İllüzyonlar her zaman çekicidir. İnsanı şaşırtır, hatta hayran bırakır; ta ki arkasındaki gerçek ortaya çıkana kadar.”

Elbette bu tür illüzyonların bir de ertelenmiş maliyeti vardır. Ve o bedel, er ya da geç, toplumun tüm kesimleri tarafından farklı şekillerde ödenir.


© Ekonomim