Sizin Ne Zekanız Yeter Ne Çapınız!
Bu ülkede en ucuz şey, talimatla üretilmiş fikirdir.
En pahalı olan ise istikamet.
Hatırlayalım.
İlk çözüm süreci günleri…
“Abdullah Öcalan’ın adını caddelere verelim” diyenler vardı.
“Türk Bayrağı demeyelim, Devlet Bayrağı diyelim” diye akıl verenler.
Sarı, kırmızı, yeşil diye propaganda yapanlar…
PKK’lılarla barış elçisi pozlarında fotoğraf çektirip, o kareleri “cesaret” diye pazarlayanlar…
Sonra ne oldu?
Dolmabahçe masası devrilince,
aynı ağızlar bir gecede değişti.
Düne kadar “barış güvercini” dedikleri PKK’ya lanet okumaya başladılar.
HDP/BDP çizgisini yere göğe sığdıramayanlar,
bir anda “terörün siyasi ayağı” nutukları atmaya koyuldu.
Ama bu ülkede hafıza var.
Kayıt var.
Arşiv var.
Ve FETÖ meselesi…
Bakın burada duralım.
Ben hayatımda bir gün olsun FETÖ’cülerin iftarına gitmedim.
Onların sofrasına oturmadım.
İki kez ABD’ye davet edildim, reddettim.
Devletin kayıtlarında hepsi mevcut…
Benim yerime giden arkadaşım bugün hâlâ bir haber kanalının genel yayın yönetmeni.
Abant Platformu toplantılarına kaç kere çağırdılar…
Ne paralar teklif ettiler…
Gitmedim.
Türkçe Olimpiyatlarının kapısının önünden geçmedim.
Ama o salonlarda protokolde oturanlar,
o kürsülerde alkışlananlar,
o fotoğraflarda ön sırada görünenler…
Bugün hâlâ makbul.
Bugün hâlâ muteber.
Bugün hâlâ “demokrasi havarisi”.
Hepsi şimdi hep bir ağızdan FETÖ’ye sövüyor.
Peki o gün?
Ben FETÖ elebaşına tek laf ettiğimde,
programlarım sansürleniyordu.
Yazılarım budanıyordu.
Ekranlarım karartılıyordu.
O gün susanlar,
bugün bağırıyor.
O gün alkışlayanlar,
bugün lanet okuyor.
Yetmedi…
Bir dönem FETÖ ile kol kola girip Ergenekon operasyonlarını alkışladılar.
“Ordu temizleniyor” dediler.
Sonra ne oldu?
Talimat değişti.
Bir gecede FETÖ düşmanı oldular.
Bir anda “Milli orduya kumpas kurulmuş” demeye başladılar.
Soru basit:
O gün alkışladığın operasyonlar,........
