Aziz Ağabey... Bizim kuşağın üzerinde emeğin çoktu
Hayatta bazı insanlar vardır…
Onlar bir meslek icra etmezler; o mesleğin hafızasına dönüşürler.
Bazıları haber yazar, bazıları program yapar, bazıları yorumculuk yapar…
Ama çok az insan vardır ki, aradan onlarca yıl geçse de adı anıldığında insanlar önce yaptığı işi değil, bıraktığı izi hatırlar.
Aziz Üstel işte böyle bir insandı.
Onun ardından “bir gazeteci öldü”, “bir televizyoncu hayatını kaybetti” demek eksik kalır.
Çünkü Aziz Üstel, Türkiye’de gazeteciliğin, televizyonculuğun ve fikir hayatının yaşayan tanıklarından biriydi.
Ben gazeteciliğe başladığımda Aziz Üstel çoktan efsane olmuştu.
Biz daha mesleğin alfabesini öğrenmeye çalışırken o, ekranın en güçlü isimlerinden biri olarak milyonlara ulaşıyor, yazılarıyla gündem belirliyor, televizyon programlarıyla yeni bir yayıncılık dili inşa ediyordu.
Bugün “talk show” dediğimiz formatların Türkiye’de ilk örneklerini veren isimlerden biriydi.
Televizyonun sadece haber okunan ya da tartışma yapılan bir mecra olmadığını; aynı zamanda kültürün, mizahın, zekânın ve samimiyetin de ekran dili olabileceğini yıllar önce göstermişti.
O yüzden bugün ekranlarda gördüğümüz birçok formatın temelinde biraz da Aziz Üstel’in cesareti vardır.
Ama onu farklı yapan yalnızca televizyonculuğu değildi.
Futbol konuşurken sadece bir maç anlatmazdı.
Oyunun kültürünü anlatırdı.
Kulüplerin tarihini anlatırdı.
Sporun sosyolojisini anlatırdı.
Cumhuriyet tarihini konuşurken de ezber cümlelere sığınmazdı.
Belgelerle konuşurdu.
Araştırarak konuşurdu.
Kütüphanesi kadar güçlü bir hafızası vardı.
Bilgisi gösteriş için değil, hakikate ulaşmak içindi.
Belki de bu yüzden onu dinleyen herkes, aynı fikirde olmasa bile........
