Filenin Sultanları: 'Bizim' olmanın şartları
Filenin Sultanları: 'Bizim' olmanın şartlarıF
Filenin Sultanları kazandığında Türkiye’de pek sık rastlamadığımız bir şey oluyor: Birbirine hiç benzemeyen kesimler aynı başarıya sahip çıkıyor, siyasetçiler kutluyor, gazeteler manşete taşıyor, markalar kampanyalar hazırlıyor, sosyal medya bayraklarla doluyor. Kadınların nasıl giyinmesi, nasıl yaşaması, ne söylemesi gerektiği konusunda birbirinden keskin biçimde ayrılan çevreler, milli takım söz konusu olduğunda aynı sevinç fotoğrafının içine girebiliyor.
Filenin Sultanları’nı ilginç kılan belki de ‘Sultanlar’ olmalarından çok, birbirinden bu kadar farklı Türkiye tasavvurunun aynı kadınları aynı anda ‘bizim‘ diye sahiplenebilmesi. Ne var ki ‘bizim‘ sözcüğü yalnızca sevgi ve aidiyet anlatmıyor; beraberinde daha zor bir soruyu getiriyor. Kadın sporcuyu gerçekten olduğu haliyle mi kabul ediyoruz, yoksa bu kabulün görünmeyen şartları mı var?
Sahada özne, ekranda temsil
Sahaya baktığımızda önemli bir değişim olduğu açık. Bir voleybol karşılaşmasında oyuncuların fiziksel görünüşlerinden önce servislerini, bloklarını, hücumlarını, savunmalarını, oyun zekâlarını, kritik anlarda verdikleri kararları izliyoruz. Kadın bedeni burada seyredilecek bir görüntü olmaktan çıkıp, performansı gerçekleştiren bedene dönüşüyor. Reklamdan sinemaya, televizyondan magazin basınına kadar kadın bedeninin uzun yıllar bakılan, değerlendirilen, beğenilen ya da yargılanan bir görüntü olarak kurulduğu düşünüldüğünde, bu küçümsenecek bir değişim değil.
Fiziksel güç, rekabet, otorite, kararlılık ve liderlik gösteren kadınların kamusal alanda artık istisnai görüntüler olmaması da bu dönüşümün bir parçası. Üstelik mesele ‘kadınların da güçlü olabileceğini‘ kanıtlamak değil, çünkü böyle söylediğimiz anda gücü hâlâ erkekliğe ait bir norm olarak kabul ediyor, kadınları sonradan o alana dahil ediyoruz. Asıl değişim, kadınların güç ve rekabet içindeki varlığının giderek açıklama gerektirmeyen bir gerçekliğe dönüşmesi.
Ancak saha ile ekran arasında hâlâ önemli bir mesafe var. Sahada eylemin öznesi olan sporcu, medya tarafından yeniden görüntüye dönüştürüldüğünde başka ölçütlerle değerlendirilebiliyor, çünkü kamera yalnızca olanı kaydetmiyor, kadrajıyla, yakın planıyla, tekrarlarıyla neye bakacağımızı da belirliyor. Kadın sporcunun teknik performansından çok saçının,........
