menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YERELDEN EVRENSELE YÖRÜK MÜZİĞİ VE ARPANATOLİA - 2

7 1
02.02.2026

KEÇİNİN YASAKLANMASIYLA YÖRÜK YAŞAM BİÇİMİNİN BİTMESİ VE KÜLTÜREL UNSURLARA ETKİSİ

1980’li yıllardan sonra Yörüklerin yaşamını kökten değiştirecek talihsiz kararlarla göçerliğin bitmesi, bu toplumun ürettiği bütün kültürel yapılarda bir bir kırılmalar yaşanmasına neden olmuştur.

Dağlarda keçi yasaklanınca, sürüler düze indirilmiş, adeta imha edilmiştir. Dolayısıyla üretim biçiminden kaynaklanan tüm kültürel unsurlardaki süreklilik bitme noktasındadır. Yukarda sözünü ettiğim Yörük müzik kültürü ve diğer unsurlar artık bundan sonra bugüne kadar var edilenlerle kalacağa benzemektedir.

YÖRÜK MÜZİĞİNİ ARAŞTIRAN YABANCILAR

Teke yöresi çalgılarından ve müziğinden söz etmişken şöyle biraz gerilere gidip bu yöre müziklerine olan yerli ve özellikle yabancıların ilgilerinden söz etmek isterim. Osmanlı’nın son döneminden itibaren Anadolu’ya gelen Avrupalı gezginler ve müzik araştırmacıları, özellikle zeybek oyunları ve çalgı gelenekleri üzerine gözlemler yapıp bunu Avrupa’da yayımlamışlardır. Bu sayede Teke havalarının karakteri (avşar ağızları, teke zortlatması vb.) Avrupa akademik çevrelerinde tanınmaya başlamıştır. Teke yöresi ezgilerinin yurtdışında sistemli olarak tanınması etnomüzikoloji disiplininin yükseldiği dönemle örtüşür. 1936 yılında ülkemizde bir dizi derlemeler yapan Macar müzikolog Bela Bartok Teke yöresinde kapsamlı derleme yapmasa da Anadolu’nun güneyi ve batısındaki halk
müziğini inceleyerek, Teke ve Ege müzik karakterlerini Avrupa’ya tanıtan ilk büyük müzikologlardan birisi olmuştur. Yayımladığı makaleler ve modal yapı (ses dizisi) özelliklerinin Avrupa’da tanınmasına katkı sağlamıştır. Muzaffer Sarısözen ve ekibinin 1950-60’lardaki arşiv kayıtları UNESCO aracılığıyla bazı ülkelerin arşivlerine gönderilmiştir. Bu kayıtlar içinde Teke yöresi zeybekleri, gurbet havaları ve Teke tavırlı türküleri de yer almaktadır.

Sonuçta Teke yöresi ezgileri yurt dışında ilk kez Batılı araştırmacıların saha gözlemleriyle ve 1950-60 arasında yapılan derlemeler, bilimsel yayınlar ve arşivlerin paylaşılması sayesinde tanınmaya başlamıştır. Yani ilk tanınma konser vs. ile değil akademik-etnomüzikolojik çalışmalar üzerinden gerçekleşmiştir.

Arif Sağ, Erdal Erzincan ve Erol Parlak 5 Mayıs 1996 yılında Almanya’da Köln Filarmoni Orkestrası eşliğinde bir konser vermişlerdir. Anadolu müziğinin Batıda tanınması açısından önemli bir konserdir bu. Konserin ilk ezgisinin “Serenler Zeybeği” olması ve bu ezginin Teke yöresinden seçilmiş olması çok anlamlıdır. Bu tarz konserlerin birinci eserleri hep dinleyiciyi/seyirciyi etkilemek için özenle seçilir. Teke yöresi ezgilerinin kendi içinde barındırdığı doğal çok sesli yapısı nedeniyle Anadolu ezgilerinden örnek verilirken bilinçli olarak, Anadolu’yu temsilen seçilmiştir.

Bugüne kadar var edilen özellikle müzikteki ezgileri en az üreten kadar derinlemesine bir beceriyle günümüz ve gelecek insanına, hatta insanlığa sunmak gerekir. Yukarıda bu konudaki çabalardan ve evrelerden bahsettim. Tam bu kırılmaların yaşandığı, bir kültürün üstünden geçildiği bir dönemde bir şeylerin olduğunu görmek beni sevindirdi. Yaşam döngüsü öyle bir şey ki biliyorsunuz yakılan, kesilen bir ağacın kökünden yeni bir filiz çıktığını görürüz. İşte o filizlenmeyi sağlayan, yerelden evrensel çizgiye ulaşmasında çok büyük katkılar sağlayan bizden bir isim Ferhat Erdem ve Yörük müziğinin başarı öyküsünü kısaca anlatayım.

ARPANATOLİA İLE YÖRÜK ÇALGILARI TANITIMI

Ferhat Erdem Dirmil Müzik kültürü içinde kendi kendini yetiştirmiş bir ustadır. Etkilendiği çok sayıda usta olmuştur. Onun en önemli olanağı 1986 da TRT’ye girmesidir. İzin günlerinde yöresinde saha çalışmalarını otuz yıl boyunca yaptı, inceledi, kayıtlar aldı. Gördü ki Yörüklerin olmazsa olmazı olan keçinin dağlarda yasaklanmasıyla birlikte Yörük yaşam biçimine bağlı kültürel uzantıların da bittiğini, kilimden tut da manilerin, boğazların, türkülerin artık yapılamadığını gördü. Çok haklı kaygılara kapıldı. Tek derdi en azından yaşayan yerel sanatçılardan yöreye ait ezgilerin stüdyo kayıtlarını yapmaktı. Kısmen bunu TRT olanaklarıyla, bazen de kendi olanaklarıyla bu kayıtları aldığını biliyorum.

Yaptığı en önemli çalışmalardan biri de saha çalışmalarında aldığı notları, yaptığı araştırmaları, röportajları yüksek lisans tezini “Dirmil Yörük Müzik Kültürü” adı altında yayımladı. Ferhat Erdem, bu tez çalışmasını yürütürken araç ve yöntem konusundaki sınırlamalar nedeniyle yaptığı çalışmayı şöyle açıklıyor:

“Bu tezde kullanılan yöntem, etnografik yaklaşıma dayalı bir vaka çalışmasıdır. Vaka çalışmasında ise sözlü tarih ve katılımcı gözlem tekniği ile Yörük müziğinin toplumsal hafızadaki kronolojik parçaları birleştirilmiştir. Yerel müzik büyük ölçüde sosyal ve kültürel olarak kodlandığından Dirmil’in kültürü “içeriden” bakış açısı ile çözümlenmeye çalışılmıştır. Vaka çalışması bu kültürün analiz edilmesini sağlayacak en etkin araç olarak düşünülmüştür,” diyor.

Bu çalışmasında Yörüklerin göç........

© Antalya Son Haber