Değişen enerji denklemi ve Türkiye’nin öncelikleri
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Ekber Kandemir, küresel enerji arz güvenliğinde yaşanan sorunları, enerji altyapıları ve taşımacılığındaki riskleri ve Türkiye’nin bu alanda atması gereken adımları AA Analiz için kaleme aldı.
Bugünlerde dünya enerji piyasaları sessiz ama derin bir dönüşümden geçiyor. Artık enerji güvenliğini yalnızca “yeterli petrol ve doğal gaz var mı?” sorusuna yani “arz güvenliğine” indirgemek mümkün değil. Burada asıl mesele, enerjinin nereden çıktığı kadar hangi güzergahtan taşındığı, bu güzergahların ne kadar güvenli olduğu ve enerji altyapısının kriz ve savaş ortamında ne ölçüde korunabildiği sorusunda düğümleniyor. Nitekim rafineriler, boru hatları, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) terminalleri ve limanlar, sadece enerji sisteminin ekonomik birer yapısı olmayıp aynı zamanda stratejik hedefler olarak görülüyor. Üstelik büyük üreticilerin ne kadar enerji üretebildiği kadar, bu enerjiyi küresel piyasalara ne ölçüde ve hangi koşullarda ulaştırabildiği de enerji güvenliğinin yeni denkleminde belirleyici bir değişken olarak karşımıza çıkıyor.
Batı’nın enerji sınavı
Bu çerçevede önümüzdeki dönemde özellikle Avrupa Birliği (AB) açısından üç gelişme çok dikkat çekiyor. Bunlardan birincisi, Rus enerjisinden kopuştur. AB, Rusya'nın Ukrayna'ya saldırılarının ardından başlattığı enerji dönüşümünü artık geri döndürülemez bir hukuki çerçeveye oturtmuş gibi görünüyor. AB, Rus boru gazı ve LNG'sinden kademeli olarak çıkış için yasal düzenlemeyi 2026'nın başında yürürlüğe koydu. LNG açısından çıkış sürecinin 2026 sonuna doğru tamamlanması beklenirken boru gazında tam çıkış 2027 sonbaharına kadar uzanan bir geçiş dönemini işaret ediyor. [1]
Her ne kadar bu politika Avrupa'nın Rusya'ya olan stratejik bağımlılığını azaltsa da burada önemli bir paradoks ortaya çıkıyor. Bu da ikinci gelişmemiz olan LNG'ye artan bağımlılık realitesini ortaya çıkarıyor. LNG, Avrupa’yı enerji piyasalarında daha esnek hale getirse de küresel piyasalara daha fazla bağımlı kılıyor. Avrupa'nın LNG ithalatındaki payı son yıllarda ciddi biçimde yükseldi ve ABD başta olmak üzere küresel LNG tedarikçileri, Avrupa enerji güvenliğinde çok daha önemli aktörler haline geldi. Bu bağlamda Avrupa'nın enerji güvenliği, artık Moskova'nın politikalarından olduğu kadar Washington, Doha, Asya'daki LNG talebi, geçiş yollarının güvenliği ve küresel deniz taşımacılığındaki gelişmelerden etkileniyor. Bu da AB’yi enerji konusunda bir başka sınanma ile karşı karşıya bırakıyor. Ağustos ayı itibarıyla Avrupa'nın doğal gaz depolarındaki doluluk oranı yaklaşık yüzde 60'lar seviyesinde bulunuyor. Bu seviye, son yılların aynı dönemlerine kıyasla en düşük seviyedir. Bu durum enerji güvenliğinde AB’yi zor bir kışın beklediğini gösteriyor.
AB açısından üçüncü önemli gelişme,........
