menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa-İsrail ilişkileri nereye gidiyor?

17 0
23.09.2026

Beykoz Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bonn Üniversitesi CASSIS Kıdemli Uzmanı Prof. Dr. Aylin Ünver Noi, İsrail-Filistin meselesinin Avrupa dış politikasına ve iç dengelerine yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.

İsrail-Filistin meselesinde iki devletli çözümün korunmasını ve kalıcı barışın sağlanmasını destekleyen İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz, Polonya, Danimarka, Finlandiya, Norveç, İrlanda, İzlanda, İsveç ve Kanada, Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarının artması ve durumun hızla kötüleşmesi gerekçesiyle 8 Eylül’de İsrail'in yasa dışı yerleşim yerlerine yönelik birtakım ticari yaptırımlar açıkladı.

Arap-İsrail savaşları, Filistin meselesi, petrol krizleri ve enerji güvenliği, yaklaşık yarım yüzyıldır Avrupa’nın Ortadoğu politikasını belirleyen temel dinamikler arasında yer alıyor. Özellikle 1973 Arap-İsrail Savaşı’nın ardından patlak veren birinci petrol krizi ve 1979 İran Devrimi sonrasında yaşanan ikinci petrol krizi, enerji güvenliğini Avrupa açısından stratejik bir meseleye dönüştürdü. Petrol arzının güvence altına alınması ihtiyacı, Avrupa ülkelerini Ortadoğu’ya yönelik politikalarını yeniden değerlendirmeye ve İsrail’le ilişkilerini sürdürürken Arap ülkeleriyle ilişkilerini ve Filistin meselesini de dikkate alan daha dengeli bir politika arayışına yöneltti. Bugün Avrupa’nın İsrail’e yönelik tutumunda yaşanan değişimleri anlamak için de bu tarihsel arka planın ve enerji güvenliği ile Filistin meselesinin Avrupa dış politikasındaki yerinin birlikte ele alınması gerekiyor.

Bu dönüşümün önemli kilometre taşlarından biri 1980 Venedik Deklarasyonu'ydu. Dönemin 9 Avrupa Topluluğu üyesi, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını vurgulayarak Filistin meselesinin iki devletli çözümünün Avrupa'nın Ortadoğu politikasında daha merkezi bir konuma taşınmasının önünü açmıştı. Böylece Avrupa, ABD'nin İsrail merkezli yaklaşımından tamamen kopmasa da kendisine özgü bir diplomatik çizgi oluşturmuştu.

Bugün ise Avrupa'nın önündeki denklem çok daha karmaşık. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında enerji güvenliği zaten Avrupa'nın en kırılgan alanlarından biri haline gelmişken, Ortadoğu'daki savaşların genişlemesi yeni riskler yaratıyor. İsrail'in Gazze'deki soykırımı, İran-İsrail/ABD Savaşı ve Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmalar ile bölgede artan gerilim yalnızca insani sorunlar ve güvenlik sorunları üretmiyor, enerji arzı, deniz ticareti ve Avrupa'nın ekonomik güvenliği açısından da doğrudan sonuçlar doğuruyor.

AB’nin ikilemi: İnsan hakları ilkeleri mi, ekonomik çıkarlar mı?

Üstelik Avrupa Birliği'nin (AB) sorunu yalnızca enerji değil. Kendisini insan hakları, demokrasi ve uluslararası hukuk temelinde tanımlayan........

© Anadolu Ajansı Analiz