Sizi Kimse Rahatsız Etmeden Siz Kendinizi Rahatsız Edin
Beğenmeyin. Memnun olmayın. Daha iyisini yapmak için uğraşın.
Bazen hayat, vermeden önce alır.
Yükseltmeden önce sarsar.
Ve kazandırmadan önce sizi kendinizle yüzleştirir.
Bu bir tesadüf değil.
Bu bir süreç.
Çünkü hayatın en net kuralı şudur:
Konfor alanında büyüme olmaz.
Şimdi dürüst olun…
Siz bu döngünün neresindesiniz?
Sarsılan tarafta mı?
Bekleyen tarafta mı?
Yoksa hâlâ “neden ben?” diye soran tarafta mı?
Aslında çoğumuz aynı yerden geçiyoruz.
Ama aradaki fark şu:
Bazıları o sarsıntıyı bir son zannediyor, bazıları ise başlangıç.
“Hayattan Daha Fazlasını İste” kitabımda özellikler vurguladığım bu kısmı tekrar gündeme getirmek istedim .
Bugün modern psikoloji ve performans koçluğu bize çok net bir şey söylüyor:
İnsanı geliştiren şey mutluluk değil, rahatsızlıktır.
Çünkü beyin, konfordayken değil; zorlandığında, sorguladığında ve hatta bazen sıkıştığında yeni yollar üretiyor.
Yani o “rahatsızlık hissi” var ya…
Aslında gelişimin ta kendisi.
Ama biz ne yapıyoruz?
Onu bastırıyoruz.
Kaçıyoruz.
Ertelemeye çalışıyoruz.
Oysa belki de tam tersini yapmamız gerekiyor:
Kendimizi bilinçli olarak rahatsız etmek.
Kaçtığımız hiç deneyimlenmek istenmediğimiz şeyi önce yapmak…
Bazen kendimizi
Beğenmemek…
Memnun olmamak…
Bugün kulağa olumsuz gibi geliyor ama aslında ilerlemenin en güçlü yakıtı bu.
Çünkü memnuniyet, çoğu zaman durduğumuz yerdir.
Memnuniyetsizlik ise hareket ettiğimiz yer.
Kendinize şu soruyu sorun:
“Ben gerçekten elimden gelenin en iyisini mi yapıyorum, yoksa sadece idare mi ediyorum?”
Cevap sizi biraz rahatsız ediyorsa… doğru yerdesiniz.
“Self Motivation” yani öz motivasyonun dışarıdan değil, içeriden gelir.
Açık konuşalım:
Hayat kimseye her sabah gelip “hadi bugün harika olacaksın” demiyor.
Kimse sizi sürekli motive etmeyecek.
Kimse sizi her gün yukarı çekmeyecek.
Ve en kritik gerçek şu:
Eğer siz kendinize gaz vermezseniz, kimse vermez.
Her sabah uyanıp kendinize şunu söylemek zorundasınız:
“Daha iyisini yapabilirim.”
“Daha fazlasını deneyeceğim.”
“Bugün biraz daha zorlayacağım.”
Bu bir motivasyon cümlesi değil…
Bu bir disiplin.
Başarı dediğimiz şey de zaten büyük anlardan değil, küçük tekrarların toplamından oluşuyor.
Her gün biraz daha iyisini yapmak…
Bir tık daha dikkatli olmak…
Biraz daha öğrenmek…
Biraz daha denemek…
Ve en önemlisi:
Kendinizi kandırmamak.
Çünkü insanı en çok geri tutan şey dış koşullar değil, kendi içindeki sesidir.
O yüzden belki de mesele şu:
Hayat sizi sarsmadan önce, siz kendinizi sarsmayı öğrenin.
Hayat sizi zorlamadan önce, siz kendinizi zorlayın.
Hayat size “yetmez” demeden önce, siz kendinize deyin.
Ve tekrar soruyorum:
Şu an bu döngünün neresindesiniz?
Kaçıyorsunuz?
Bekliyorsunuz?
Yoksa kendinizle gerçekten yüzleşiyor musunuz?
Çünkü değişim, karar verdiğiniz anda değil…
Kendinize dürüst olduğunuz anda başlar.
Belki de bugün yapmanız gereken şey çok büyük bir adım değil.
Sadece küçük bir rahatsızlık yaratmak.
Bir şeyi ertelememek.
Bir konforu terk etmek.
Bir bahaneyi susturmak.
Ve kendinize şunu söylemek:
“Daha iyisini yapabilirim… ve yapacağım.”
İşte asıl fark, tam olarak burada başlıyor.
