menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Milli ve gayri-milli

12 0
13.06.2026

Bu ülkede kökü dışarıda kimseler aranacaksa, AKP birinci sıraya yazılmalı. Dışarıda bir kök aranacaksa o kök emperyalizm, NATO ve ABD’den başkası değildir. Yıllardır NATO’nun gladio örgütlenmesinin bir parçası olarak beslenenler bugün kimseye millik dersi veremez!

CHP’de yaşanan gelişmeleri doğrudan AKP’nin siyasi bir operasyonu olarak değil de “gayri-millicilerin CHP’den arınması” şeklinde sunmaya başladılar. “Yeni Türkiye kuruluyor, ipi dışarıda kuklalar tek tek tasfiye ediliyor” sözüyle sürece “politik” bir çerçeve çizmeye çalışıyorlar.

“Devlet aklı” derken, biraz da bunu ima ediyorlardı: “İmamoğlu-Özel-Yavaş çizgisi”ni, “devletin ‘üstün çıkarlarına’ uygun düşmez” fetvası yayınlayarak, gayri-milli ilan etmeye girişiyorlar. Kısaca kökü dışarıda diyorlar.

Doğaldır ki bu mantık Kılıçdaroğlu’nu “milli” saymak anlamına geliyor. Kılıçdaroğlu ise, meseleyi para pul hikayesine bağlayıp oradan da “ecnebilerden yardım dilenmek”e kadar getirmişti. Sadece CHP’nin butlancı kanadı değil, doğrudan AKP’nin has kadroları da bugün CHP içinde yaşanan süreci gayri-millicilerin CHP’den arınması olarak propaganda ediyor.

İmamoğlu-Özel-Yavaş’ın temsil ettiği siyasal çizginin neye karşılık geldiğini sonradan söyleyeceğim. Ama TESEV kurucularından olan, “NATO demokrasinin güvencesidir” diyen ve son olarak Osmanlı gibi Ortadoğu’ya girmeliyiz sözleriyle Büyük Ortadoğu Projesi’nin başkan yardımcılığına soyunan Kılıçdaroğlu’nu millici sayan bir mantıkla (ya da mantıksızlıkla) karşı karşıya kaldığımız açık olsa gerek. Kılıçdaroğlu’nun ABD gezisinde kimlerle görüştüğü ya da “kayıp 8 saat” tartışması yürütüp, bunun üzerinden tepinenlerin bugün Kılıçdaroğlu’nun nedamet getirmesine ve “FETÖ’yle iş tuttuk, yanıldık” minvalli sözüne sarılıp, Kılıçdaroğlu’ndan milli kahraman yaratma motivasyonu takdire şayandır! Türk sağı sen nelere kadirsin!

Yıllarca milli irade hamasetiyle siyaset yapıp bugün tek adam rejimi kurmak, Türk sağının başka bir mahareti değil miydi?

Yıllardır darbelere, 28 Şubat’a karşıyız diyenlerin, 15 Temmuz’da kendi ortaklarına (FETÖ’nün AKP’ye), 19 Mart’ta ise rakiplerine (AKP’nin CHP’ye) darbe yapması Türk sağının büyük pişkinliği değil miydi? Hem Filistin davasında mangalda kül bırakmayıp hem de Siyonistlere Filistin’de toprak satışına izin veren Abdülhamit üzerinden destan yazmak, Türk sağının büyük belagatı olmadı mı?

Yıllardır işine geldiğinde yargı bağımsız deyip, işine gelmediğinde yargı kararlarını uygulamamak, Türk sağının hukuk arsızlığını........

© Yurtsever