menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AB’nin Genişleme İkilemi: 2030 Bir Vaat Değil, Siyasi Oyalama mı? Türkiye ve Balkanlar Nereye?

8 0
29.04.2026

AB’nin Genişleme İkilemi: 2030 Bir Vaat Değil, Siyasi Oyalama mı? Türkiye ve Balkanlar Nereye?

Avrupa Birliği (AB), uzun yıllar boyunca genişleme politikasını bir “değerler ihracı” aracı olarak pazarladı. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve piyasa ekonomisi… Bu kavramlar, üyelik sürecinin hem meşruiyetini hem de cazibesini oluşturdu. Ancak bugün gelinen noktada, bu söylemin ciddi bir aşınmaya uğradığı ve yerini açık bir siyasi ikiyüzlülüğe bıraktığı görülüyor.

2030 yılı için dillendirilen genişleme hedefi, artık bir stratejik vizyon olmaktan çok uzak; aksine, Batı Balkanlar’ı oyalamak için kullanılan diplomatik bir araç haline gelmiş durumda. Bu durumun en somut örneklerinden biri North Macedonia’dır. Avrupa Birliği’nin talepleri doğrultusunda anayasal ismini değiştiren, iç siyasi krizleri göze alan ve reform sürecinde ciddi adımlar atan bir ülkenin hâlâ üyelik kapısında bekletilmesi, artık teknik değil açıkça siyasi bir tercihtir.

Bu noktada sormak gerekiyor: Eğer bir ülke AB’nin istediği en radikal adımları atmasına rağmen ilerleyemiyorsa, sorun gerçekten o ülkede mi, yoksa AB’nin kendisinde mi?

Gerçek şu ki Avrupa Birliği bugün genişlemek istemiyor. Daha açık bir ifadeyle: Genişleme, AB için bir stratejik öncelik olmaktan çıkmış, kriz zamanlarında hatırlanan bir retorik başlığa dönüşmüştür. Brexit sonrası içe kapanan, pandemiyle ekonomik olarak sarsılan, enerji kriziyle kırılganlaşan ve Rusya-Ukrayna savaşıyla güvenlik kaygılarına gömülen bir Avrupa, artık risk almak istememektedir.

Ancak bu durum sadece bir “isteksizlik” meselesi değildir; aynı zamanda bir güven krizidir. Çünkü AB, aday ülkelere verdiği sözleri tutmamaktadır. Kurallar süreç içinde değişmekte, kriterler........

© Yurt