Kılıçdaroğlu CHP’deki bölünmeyi tescil ederken kurultay senaryoları
Kılıçdaroğlu CHP’deki bölünmeyi tescil ederken kurultay senaryoları
Mahkeme atamasıyla döndüğü CHP’deki ilk mitinginde aradığını bulamayan Kılıçdaroğlu’nun Ecevit gibi ak güvercin uçurması işe yaramayabilir. (Foto: CHP)
CHP’de ayrılığın ilk gongu 30 Mayıs “Bayramlaşma” mitingleriyle vuruldu. CHP’nin sosyolojik tabanı dün partinin ayrılık manifestosunu Kızılay Meydanı ile CHP Genel Merkezi önünde yazdı. CHP’nin başına mahkeme kararıyla tedbiren dönen Kemal Kılıçdaroğlu da dünkü konuşması ve havaya Ecevit öykünmesiyle saldığı “ak güvercinlerle” bu ayrılığa yol verdi. Konuşmasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AK Parti ve iktidar bileşenlerine yönelik tek kelime etmeyen Kılıçdaroğlu, partisinin geçmiş yöneticilerini de FETÖ-iltisaklı oldukları suçlamasında bulunmakla yetinmedi, henüz hüküm giymemiş hapisteki belediye başkanlarını da hırsızlıkla suçladı. Ekrem İmamoğlu dahil, hapisteki belediye başkanları için İstanbul Başsavcılığının hazırladığı iddianame ile kamuoyunda tam oluşmayan suçluluk algısı, bizzat CHP’nin eski lideri ve mahkeme kararı ile tekrar görevlendirilmiş Genel Başkanı tarafından yaratıldı.
İmzayı hangi delege verecek?
CHP’deki ayrılığı bundan sonra ne arabulucular ne de kurultaylar kurtarır. Zaten CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel dün Kızılay’da, Güvenpark önünde bir an önce kurultay çağrısını yinelese de Kılıçdaroğlu istemediği sürece kurultay yapılma ihtimali yok Çünkü mahkeme Kılıçdaroğlu’nun eski yönetimini, eski Parti Meclisi ve eski Yüksek Disiplin Kurulu üyelerini tedbiren göreve getirirken, 36 ve 37’inci kurultay delegelerine yönelik böyle bir kararı bulunmuyor. Ne iptal edilen kurultayın delegeleri için böyle bir kararı var, ne de daha öncekilere yönelik. Dolayısıyla onlardan toplanacak imza ile yapılacak bir çağrıyı da Kılıçdaroğlu, tedbir kararının bulunmadığını, dolayısıyla yetkisiz olduklarını ileri sürerek ret edebilir.
TBMM Başkanlığının yalanlamasına rağmen
Nitekim dün de o delegeler için pavyon masalarında meze oldukları, parayla satın alındıkları iddialarında bulundu. O derece ki, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba hakkında bu iddia iktidar yanlısı medya tarafından dile getirilince, TBMM Başkanlığı araştırmasının yapıldığını, kamera kayıtlarının incelendiği ve böyle bir olaya rastlanmadığını açıklamıştı. Buna rağmen Kılıçdaroğlu, bu iddiayı gerçek gibi dile getirdi ve market poşetinde getirilmiş paralara delegenin satın alındığını belirtti. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu, Genel Başkanlığı döneminde bizzat kendisinin belirlediği delegeyi rüşvete tamah etmekle suçlamakla yetinmedi, Özel’i bir kez olağan, iki kez de........
