ABD’nin 100 yıllık deniz hegemonyasının sonu mu?
Ortadoğu'nun stratejik sularında kartlar yeniden karılmakla kalmıyor, adeta masa devriliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz hafta kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı sarsıcı çıkış, küresel siyasetin ve deniz ticaretinin merkez üssü olan Hürmüz Boğazı'nın geleceğini tartışmaya açtı.
Trump'ın, mesajında Hürmüz Boğazı'ndan "İran Boğazı" olarak bahsetmesi, sadece bir isim değişikliği değil; bir dönemin kapanışı ve Amerikan hegemonyasının bölgedeki stratejik iflasının itirafı niteliğinde.
Dostluğun ölümcül bedeli ve Körfez'in "satışı"
ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'ın meşhur, "Amerika'ya düşman olmak tehlikelidir, ama dost olmak ölümcüldür" sözü bugünlerde Körfez başkentlerinde yankılanıyor.
Yıllardır Amerikan askeri şemsiyesi altında kendilerini güvende hisseden Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Katar gibi ülkeler, Trump'ın "pazarlıkçı" kimliğiyle karşı karşıya kalmış durumda.
Trump, Truth Social paylaşımıyla Hürmüz Boğazı'nı "İran Boğazı" olarak tanımaya hazır olduğunun sinyalini vererek, aslında on yıllardır süregelen Amerikan müttefiklik hukukunu(!) tek bir cümleyle askıya alıyor.
Bölge ülkeleri, ABD'nin koruması karşılığında milyarlarca dolarlık silah alımları yapmış ve topraklarını Amerikan üslerine açmışken; Trump'ın bu stratejik geçiş noktasını İran'ın kontrolüne (ve ismine) teslim etme eğilimi, bölgedeki vekil güçlerin ve stratejik ortakların adeta "taca atılması" anlamına geliyor.
Tüccar kimliğiyle tanınan Trump'ın bu hamlesi,........
