Taklidi kırmak: Kültürel istiklal ve gence verilecek pay
İbn Haldun'un çöküş tezini bugünün Türkiye'sine uyguladığımız ilk yazıda beş alamet saymıştık. Sonra da gün gün madde madde çözümlerimi yazmıştım. Asabiyenin çözülmesine ortak mefkûreyi, üretimin durmasına Millî Ekonomi anlayışını, zulme kuvvetler ayrılığını, vergi makasına ise kendi kaynaklarımızı koymuştum. Bugün sonuncusunu konuşacağız. Belki de en sessiz, ama en tehlikeli olanını.
Çünkü bir milletin fabrikalarını yıkabilirsiniz, parasını değersizleştirebilirsiniz, ordusunu zayıflatabilirsiniz. Bunların hepsi yeniden inşa edilebilir. Fakat bir milletin kendisine olan inancını kaybetmesi, hepsinden daha ağır bir yıkımdır. İşte İbn Haldun'un dikkat çektiği "taklit" meselesi tam da burada başlar.
İbn Haldun'un meşhur sözü çoğu zaman eksik okunur: "Mağlup, daima galibi taklide meyleder." Bu cümlede asıl üzerinde durulması gereken kelime "taklit" değil, "mağlup"tur. Çünkü İbn Haldun'a göre taklit hastalığın kendisi değil, belirtisidir. Asıl hastalık, insanın ve toplumun kendisini yenilmiş hissetmesidir.
Bu yüzden taklit yasaklarla önlenemez. Ne kanunlarla ne sansürle ne de kültürel baskıyla insanların zihinleri değiştirilebilir. Hatta yasaklanan şey çoğu zaman daha cazip hâle gelir. Eğer bir genç kendi ülkesinde gelecek göremiyorsa, gözünü başka ülkelere çevirmesini engellemek mümkün değildir. Sorun ekranlarda değil, zihinlerdedir.
Bugün elimizdeki rakamlar da bunu gösteriyor. Yapılan araştırmalarda gençlerin önemli bir kısmı imkân bulduğu takdirde yurt dışında yaşamak istediğini söylüyor. Bu tabloyu yalnızca "gençler ülkesini sevmiyor" diye okumak kolaycılık olur. Asıl soru şudur: Genç neden geleceğini başka yerde arıyor?
Cevap aslında çok basit. İnsan, umut gördüğü yere yönelir. Geleceğini kendi ülkesinde kurabileceğine inanan hiç kimse doğduğu toprakları kolay kolay terk etmek istemez. Demek ki çözmemiz gereken mesele, gençlerin valizini değil, umutlarını toplamaktır.
Bu nedenle kültürel istiklal tek başına kurulabilecek bir alan değildir. Ekonomik bağımsızlığın, teknolojik gelişmenin, hukukun ve eğitimin doğal sonucudur. Kendi uçağını yapan, kendi yazılımını geliştiren, kendi teknolojisini üreten bir ülkenin gençleri de doğal olarak kendi ülkelerine daha fazla güvenir. Adaletine güvenen vatandaş hakkını başka ülkelerde aramaz. Ürettiğinin karşılığını alan insan da hayatını başkalarının hayalleri üzerine kurmaz.
İşte bu yüzden kültürel özgüven bir başlangıç........© Yeni Mesaj
