Göreliliği anlamak-5: Evrenin herkese verdiği bütçe
Bir ailenin eline her ay belli bir para geçer. Kira, mutfak, okul, yakıt — hepsi aynı kesenin içinden çıkar. Kiraya fazla verirseniz mutfağa az kalır. Kimse keseden fazlasını harcayamaz, kimse keseyi eksik de bırakamaz. Her kuruş bir yere gider.
Evren de tam böyle çalışır. Ve bu, bütün göreliliği tek bir tabloya sığdıran fikirdir. Bu analoji olayı anlamamıza yardım edecek diye düşünüyorum.
Her varlığa aynı sermaye verilmiştir: saniyede 299 bin 792 kilometre. Bu sermayeyi harcayacağınız iki kalem vardır. Birincisi mekânda yol almak. İkincisi zamanda yol almak.
Şu anda koltuğunuzda oturuyorsanız, mekân kalemine neredeyse hiç harcama yapmıyorsunuz demektir. O hâlde sermayenizin tamamı ikinci kaleme gidiyor. Yani hiçbir şey yapmadan otururken, aslında mümkün olan en yüksek hızla geleceğe doğru yol alıyorsunuz. Bundan daha hızlı yaşlanamazsınız. Yani tam olarak anlamanızı istiyorum zamanı tam gazla kullanabiliyorsunuz, kullanabileceğiniz en hızlı şekilde zamanınız akıyor.
Yürümeye başladığınız anda keseden mekâna bir miktar kaydırırsınız. Zamana kalan azalır. Saatiniz yavaşlar. Evet normalde bir sokakta yürümeye başladığınız anda bile zamanınız yavaşlar. Ama bu o kadar o kadar o kadar küçüktür ki hiç hesaba katılmayacak kadar küçük. Ama olayı kavramak için önemli..
Uçağa binerseniz biraz daha kaydırırsınız. Zamanınız biraz daha yavaşlar. Ve hızlandıkça sermayenizi biraz daha mekana yatırmaya devam edersiniz. Ve eğer bir uzay gemisiyle ışık hızının yüzde 99'una çıkarsanız, sermayenizin neredeyse tamamını mekâna yatırmış olursunuz; zamana kırıntı kalır ve ömrünüz akmakta zorlanır. Yani zamanınız yavaşlamış olur.
Işık ise bütün sermayesini tek kaleme harcar. Mekâna verir, zamana hiç ayırmaz. Bunun anlamını kaçırmayın: bir foton için zaman hiç geçmez. Güneş'ten çıkıp sekiz dakika sonra gözünüze giren ışık, kendi defterinde bu yolculuğu hiç yapmamıştır; çıkışıyla varışı aynı andır.
Peki günlük hayatta bunu niçin hiç fark etmiyoruz?
Çünkü kese, düz bir çıkarmayla bölüşülmüyor. Bölüşme, bir dik üçgenin kenarları gibi işliyor; yani sermayenin mekâna giden payı karesiyle hesaba katılıyor.
........
