Berlin–Ankara hattında yeni gerçek
Türkiye ile Almanya arasında 12 yıl sonra yeniden kurulan Stratejik Diyalog Mekanizması, süslü diplomatik cümlelerle anlatılacak bir "yakınlaşma hikayesi" değil. Daha çok geç kalınmış bir zorunluluk ve iki tarafın da açıkça kabullendiği bir çıkar ortaklığı.
Berlin'de yeniden açılan bu kanal, ilişkilerin "düzeldiği" anlamına gelmiyor. Tam tersine, ilişkilerin artık duygularla değil hesaplarla yürütüldüğünü gösteriyor.
Türkiye ile Almanya yıllardır aynı cümle içinde "stratejik ortaklık" diye anılıyor ama sahada karşılığı çoğu zaman ya gecikmiş iş birliği ya da kontrollü mesafe oldu. Bugün yeniden kurulan mekanizma, bu çelişkinin üstünü örtmüyor; aksine daha kurumsal ve daha denetlenebilir bir hale getiriyor.
Avrupa'nın korkusu Türkiye'yi yeniden masaya oturttu
Gerçek şu: Avrupa'nın Türkiye'ye ilgisi artmadı, zorunluluğu arttı.
2022 sonrası Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, Avrupa güvenlik mimarisini yerinden oynattı. Almanya başta olmak üzere birçok ülke, uzun yıllar "dış kaynaklı güvenlik" rahatlığının artık sürdürülemez olduğunu fark etti. Bu kırılma, Avrupa'yı yeniden savunma üretmeye ve yeni ortaklar aramaya zorladı.
Ve işte tam bu noktada Türkiye yeniden hatırlandı.
NATO içinde Türkiye'nin konumu zaten tartışmalı değil, vazgeçilmez. Ama mesele şu: vazgeçilmez olmak, her zaman "tercih edilen ortak" olmak anlamına gelmiyor. Bugün yaşanan tam olarak bu ikilem.
NATO içinde Türkiye'nin özellikle güneydoğu kanadı açısından oynadığı rol, Avrupa güvenliği için kritik kabul ediliyor. Ancak bu kritik rol, ilişkilerin otomatik olarak sorunsuz ilerleyeceği anlamına da gelmiyor.
Almanya'nın Türkiye ile yeniden savunma masasına oturması bir iyi niyet jesti değil; güvenlik açığının ve Avrupa içi savunma zafiyetinin doğrudan........
