AB'de İsrail ve Macaristan dengesi
Avrupa Birliği'nin dış politikasını tek bir merkezden çıkıyormuş gibi okumak, artık basit bir yanılgıdan öte, alışkanlığa dönüşmüş bir yüzeysel okuma biçimi. Brüksel'de "ortak irade" diye sunulan her karar, 27 başkentte ayrı ayrı hesaplanmış çıkarların, korkuların ve iç siyaset baskılarının geçici bir uzlaşmasından ibaret. Bu yüzden İsrail gibi yüksek gerilimli dosyalarda Avrupa'nın çizgisi hiçbir zaman sabit olmadı; sadece hangi ülkenin ağırlığı öne çıkıyorsa o yönde eğildi.
Son yıllarda bu dengeyi en çok görünür kılan ülkelerden biri Macaristan'dı. Uzun süre ülkeyi yöneten Viktor Orbán, Avrupa içinde İsrail'e açık ve net siyasi koruma sağlayan az sayıdaki liderden biri olarak öne çıktı. Brüksel'in İsrail'e yönelik eleştirel hamlelerinde zaman zaman tek başına frene basması, bu ülkeyi diplomatik açıdan "küçük ama kritik bir veto noktası" haline getirdi.
Ama Avrupa siyasetinde hiçbir denge kalıcı değildir.
Péter Magyar ile birlikte Macaristan'ın yönü değişirken, bu değişim İsrail dosyasında da dolaylı ama hissedilir bir etki yaratıyor. Yeni dönemde Budapeşte'nin daha uyumlu, daha AB ortalamasına yakın bir çizgiye çekilmesi, İsrail için alışılmış bazı siyasi manevra alanlarının daralması anlamına geliyor.
Orbán dönemi: koruma değil, fren mekanizması
Orbán dönemini abartılı biçimde "İsrail'in Avrupa'daki sigortası" gibi okumak da yanlış olurdu. Gerçekte yapılan şey daha sınırlıydı: ortak AB kararlarını tamamen değiştirmek değil, süreci yavaşlatmak, sulandırmak ya da veto tehdidiyle geri çektirmek.
Yani tablo şuydu:
İsrail'e........
