menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yorum!

17 0
28.02.2026

Yorum yapmak, bir konu, olay, eser veya bilgi hakkında kişisel görüş, düşünce, analiz ya da değerlendirmelerini sözlü veya yazılı olarak ifade etmektir…

Sözlükler öyle diyor!

Konuşarak, yazarak hatta susarak bile yorum yapabilirsiniz!

Ve her şeyi yorumlayabilirsiniz…

Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki yeni rakibi Liverpool ile yapacağı maçın “olası skoru”ndan; maç sonrası ortaya çıkacak “sonuca” kadar!

Haaa yaptığınız yoruma dileyen güvenir, beğenir, katılır; dileyen de tam tersi görüş belirtebilir!

Irak, Libya, Suriye, İran, Afganistan, Pakistan, Sudan, Filistin…

Ortak özellikleri nedir?

Tamamı Müslüman devlet!

Tamamı kırıldı ya da kırılıyor veya kırılacak!

Oooooo gel de analiz yap!

İdeolojik mi bakarsın, Haçlı zihniyeti ile mi yaklaşırsın?

Eğitimsizlikle, şeriatla mı eleştirirsin?

Bu ülkelerin ya kendi içlerinde ya da birbirleriyle kavga ettirilmesinin en önemli sebebi, cehaletle yönetilmeleri, yönetenlerin kişisel zafiyeti ve kesinlikle Haçlı zihniyetidir!

Lefkoşa’nın iki güzel belediye başkanı var…

Neden ve nasıl güzel?

Kesinlikle cinsel açıdan bakmıyorum; işin şakası bir yana; iş yapmak isteyen iki insan…

Kapı açmak istiyorlar!

Alkışlıyorum, sonuna kadar – dibine kadar destekliyorum!

Alın size bir yorum daha; Nikos Hristodulidis’in “tamam, gelin dört kapıyı birden açalım” demesini de destekliyorum!

Doğru ve yüzde yüz katılmamız gereken bir açıklama!

Çözüme katkısı olacak!

Haaa Nikos Hristodulidis bu noktada örneğin Tufan Erhürman başkanımızı “gurvada kıstırmış” mıdır?

Gurvada kıstırmak, Kıbrıslıcadır bana göre!

Kıbrıslıca diye bir dil var mı?

Türkçe vardır ve Türkçe’nin “Kıbrıs ağzı”!

Yenidüzen’in dünkü manşeti bu konuyla alakalı…

Harika bir ön sayfa yapmışlar…

“Bir dil yok olursa kültür de yok olur”…

Gurvada kıstırmak da çocukluğumdan beri işittiğim, zaman zaman konuşma dilinde kullandığım bir deyimdir!

Tufan Erhürman neden gurvada kısılmıştır?

İnternette bu konuda yapay zeka aracılığı ile yapılan “şakalar”dan da anlayabileceğiniz gibi, “Mehmeeet, be Mehmeeet, yetkim yok” dedirtilmesinden de anlayabiliriz neden gıurvada kısılmış olduğunu!

Birçok kişinin yorumu, “Türkiye ok vermezse, Tufan Erhürman kapı mapı açamaz, özellikle de Erenköy’ü konuşamaz bile…” demektedir!

Yine bir oooooo çekeceğim!

Bu konuda da sabaha kadar yorum yapabiliriz!

Yapacağımız yorum “doğru mu yanlış mı?”

Yorumun doğruluğu yanlışlığı ancak şeffaf tartışma ortamları ve akabinde gerçekleşecek “kapı açma ya da açamama” ile ancak belirlenebilir!

Eğer Tufan Erhürman derse ki, “Arkadaşlar, Kuzey Kıbrıs, Türkiye’nin işgali altındadır…” amaaaaaan; diyemez, demez, asla mümkün değil!

İyi tamam da; efendim bu transit geçişti; askeri bölgeydi, Kiracıköy ile Erenköy oydu da buydu da, olmazdı da, ne yani biz yol – asfalta dökecektik de…

Evet, Lefkoşa’nın iki belediye başkanı da TAMAMDIR!

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı da TAMAMDIR!

Ama bence, benim yorumuma göre, bizim başkan “SIKIDADIR”!

Dün de yazdım, yazmaya çalıştım!

“Ben rüşvet verdim” diyen biri – keşke “verdiği kişilerin” de ses kaydını almış olsaydı!

“Söyledikleri yalandır” diyemeyiz!

Hatta söyleyen kişiyi tanıyanlar, “asla yalan söylemez” de diyor!

Ama, aldığı iddia edilen kişiler, “yes canım, aldık” demez, diyemez, demeyecek!

Haaaa, işte burası da önemli!

Mahkemenin kararı veya karar aşaması “yorumlanabilir mi?”

Karar verildiğinde evet!

Mahkemedeki bir konuyla ilgili yorum yapılabilir mi?

Daha önce yani eski meslek yıllarımda, “press restriction” yaşanmıştır!

Yargıç ya da yargıçlar yani “mahkeme”, davanın seyrine – kişilerin özel yaşamlarına falan olumsuz ya da olumlu etki edebileceği kaygı veya iddiasıyla, “yayın yasağı” getirmiştir!

İngiltere’de de bu uygulama vardır!

Hani çok bilgiçlik taslamak gibi olmasın ama “Anglo Sakson” hukukunda olabilecek bir yasaklama türüdür!

Bu yasağı mahkeme koyabilir!

Veya “gazeteci” ya da “gazeteciler” bu yasağı “otosansür” veya “otokontrol” refleksi ile – ilgili davayı etkilememek adına- mahkemeyi beklemeksizin kendileri koyar! Koyabilir!

Türkiye’de, devletin bizzat kendisi daha doğrusu ile “yürütme” veya en doğru ifadeyle “bizzat Sayın Erdoğan” da dilediğini “yasaklayabilir”!

Ki bu tür devletlerin yönetim şekline demokrasi denmez!

Alın size bir yorum daha!

Türkiye’de demokrasi yoktur!

Türkiye’de demokrasi yoksa ve Türkiye’de ne varsa bizde de olacaksa; Ünal Üstel Abimin geleceğine de UBP’li seçmen ya da KKTC’li seçmen değil, Sayın Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde; Sayın Cevdet Yılmaz – Sayın Hakan Fidan’dan oluşan “üçlü kurul” karar veriyorsa, o zaman KKTC’de demokrasi sadece bir film senaryosu konusudur!

UBP’nin genel başkanı ve haliyle mevcut başbakanın kim olacağına bu üçlü kurul karar verebildiği gibi; Küçük Kaymaklı bölgesinde yeni bir araçlı geçiş noktasının açılıp açılmayacağına da aynı kurulun karar veriyor olması, rahatsız edici değildir!

Bence çok rahatsız edicidir!

KKTC egemen ve eşit bir devletse ki Tahsin Ertuğruloğlu Abim öyle iddia ediyor; o zaman bir gancelliyi açma yetkisi neden iki onbaşıya kadar düşürülmüştür ama bizim cumhurbaşkanımız gurvadadır!

Eşit ve egemen bir devleti savunanların böyle bir durumda silahlanıp dağa çıkması gerekmemekte midir?

Tahsin Ertuğruloğlu’nun şu anda beş – altı eşit egemenci arkadaşıyla Beşparmak Dağları’nda soğuktan donmamak için ateş yakar halde olmaları gerekir!

İslam Dini’ne de öteki dinlere de saygım sonsuz!

İslam’ın çok güzel – hatta en güzel yanlarını almak varken, Taliban kafası niye?

Keşke “oku”sak ve “sev”sek” sadece!

Kuran’da her ikisi de var!

Hayır bu yorum değil!

“Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku.”

Kuran’ın ilk inen veya indiği iddia edilen ayeti değil midir?

Kuran’da sevgi de yer alır…

Rüşvet, haksızlık, torpil, kul hakkı yemek, sahtekarlık, yalancılık, hırsızlık yoktur!

Alın size Pazar gününün son yorumu; “Haliyle ne acıdır ki yönetenlerimizin tamamı bir cins münafık”tır!

Münaffık olmanın cinsi de olmaz!

Son yorum dedim ama değilmiş; alın size bir “Kuran yorumlaması” daha!

Münafık olmanın birinci türü; “Kişi kalben inkâr eder ama Müslüman gibi görünür. Bu en ağır türdür.”

İslam ahlakında içiniz ve dışınız bir olmalıdır…

Münafıklığın ikinci türü, “Kişi Müslümandır fakat bazı iki yüzlü davranışlar sergiler”…

Ve Peygamberimiz Muhammed’in söylediği rivayet edilen bir sözünde; münafıklığın üç belirtisi şöyle sıralanır:

Konuştuğunda yalan söyler.

Söz verdiğinde sözünü tutmaz.

Hayırlı pazarlar, mutlu Ramazanlar…

Güzel bir kedi… Gönyeli ovalarında… Yürüyüş sırasında rastladım… Yorumsuz… Çok güzelcik… Rengine bayıldım…


© Yeni Düzen