menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni bir dünya düzeni kuruluyor: Davos’tan iki alternatifin hikayesi

10 0
26.01.2026

Davos’ta fakirlerin zenginleri protesto ettiği eski güzel günleri özlüyorum. Bugün durum çok daha karışık. Yeni bir dünya düzeni kuruluyor. “Yeni Dünya Düzeni” tanımlamaları hiçbir zaman kulaklara çok hoş gelmez, çünkü düzenler bir günde kurulmadığı için bir belirsizliği içerir. Ayrıca her düzen yeni bir statüko tanımlamasıdır ve kimin içeride kimin dışarıda olduğunu yeniden tanımlar. Kısaca üzerinde tamamen uyuşulmuş görünse bile her düzen elbette biraz dışlayıcıdır. Bugün Trump Yönetiminin kurmaya çalıştığı düzen üzerine tam bir uzlaşı sağlanmış da değil üstelik. Trump, bu seneki Davos Zirvesini kendi dünya vizyonunun bir denemesini yaptığı bir platform olarak kullandı. Hem Davos yolunda hem dönüşte bol bol mesaj verdi. Trump’ın yeni dünya vizyonu denemesi yüzde yüz başarıya ulaşmamış olsa da ABD’yi bu yarı başarı hayal kırıklığına uğratmamış görünüyor. Ayrıca, Trump Yönetiminin getirmek istediği vizyon kendi kendine çizdiği karikatürden farklı bir derinliğe de oturuyor. Dolayısıyla bu geçişi, bu yeni dünya düzeni ilanı mücadelesini dikkatlice izleyenler ve olayı sadece “ABD protesto edilmeli” kolaycılığı ile görmeyenler var.

AVRUPALILAR DİRENİYOR AMA ELDE EDİLEN BİR ZAFER YOK

Trump, Davos’ta birilerini dürtmek için iki sopa kullanmış görünüyor. Her iki sopa da en nihayetinde Avrupalıların kafasına indiğinden Batı Avrupa “birlik içerisinde protestosunu göstermeyi” ve “direnmeyi” önemsedi. Belçika başbakanının Davos’ta ifade ettiği gibi Batı Avrupa ABD hegemonyasının payandası olmayı önemsemiyordu ama şimdi kendisine bir köle gibi davranılıyor. Üstelik bu köle mutsuz. Hegemonik anlayışın Neo-Gramscian temellerini sarsan bir Batı Avrupa mutsuzluğu ile karşı karşıyayız. Kimi platformlar, özellikle ABD’nin Grönland meselesi üzerinden bazı Avrupa ülkelerine yönelik gümrük vergisi tehdidini geri çekmesini önceleyerek Avrupa’nın direncinin Trump’a geri adım attırdığı yorumlarında bulunmuşlar. Avrupalıların, ABD’nin tehditlerine karşı Washington’a yönelik vergi artırma kararı alması yani “dişe diş” gibi bir ilke benimsemesi elbette önemli. Sürdürülebilir mi emin değilim ama Avrupalıların hala esas gücünün ekonomik olduğunu bildiklerini gösteriyor, bu ekonomik güç ABD’nin çok saygı duyduğu bir küresel ekonomik statüye işaret etmiyor ama Washington maliyetle karşılaşabileceğinin farkında. Bu tip ciddi tehlike anlarında (zira Danimarka’nın toprak bütünlüğü söz konusu) Avrupalıların aralarındaki farklılıkları aşma yolunu bulabildiğini de bir kez daha gördük. Yine de Avrupalıların yüzünden düşen bin parça. Çünkü elde edilenin bir zafer olmadığının farkındalar.

KORUNAMIYORSAN YEM OLURSUN

Trump’ı -büyük ihtimalle- Avrupa’ya yönelik tehditlerini şimdilik ertelemeye ve Avrupalıların, başta da İngilizlerin Amerikan askerleri ile birlikte II. Dünya Savaşı’ndan Afganistan ve Irak’a birçok yerde yan yana öldüğünü itiraf etmeye iten şey Avrupalıların birlik beraberlik gösterisi değildi, büyük ihtimalle Trump, Rutte ile yaptığı konuşmadan memnun ayrıldı. NATO Genel Sekreteri Rutte, Avrupa inatçılığını sergilemeden Trump ABD’si ile nasıl konuşması gerektiğini biliyor. Zaten Davos öncesi Danimarka ve Grönland’ın egemenlik........

© Yeni Birlik