Demokrasi baharı
Demokrat Parti’nin sopalı seçimlerden sonra gerçekleştirdiği bu beyaz ihtilali, Türk milletinin kendi devletine sahip çıktığı, hiyerarşinin yerini hizmete bıraktığı müstesna bir dönemin kapılarını aralamıştı.
1950’lerin en büyük başarısı, devlet için halk anlayışını yıkarak yerine hürriyet ihtilâli ile sözü halka bırakma felsefesini inşa etmesidir. Adnan Menderes, Celal Bayar ve yol arkadaşlarının öncülüğünde başlayan bu süreçte, devlet ilk kez vatandaşının ayağına gitmiş, köylünün sofrasına oturmuş ve derdiyle dertlenmiştir. Bu dönemde Anadolu, âdeta dev bir şantiyeye dönüşmüştür. Binlerce kilometrelik karayolu ağı ile şehirler birbirine bağlanırken, sadece yollar değil; gönüller de birleşmiştir. Köylü, asırlardır hasretini çektiği traktöre kavuşmuş; toprak bereketlenmiş, üretim katlanarak artmıştır. Barajların temelleri bu dönemde atılmış, elektriğin aydınlığı Anadolu’nun en ücra köşelerine hürriyetin ışığıyla birlikte taşınmıştır.
Demokrat Parti döneminin müspet etkileri sadece iktisadî alanla sınırlı kalmamış, manevî bir ihyayı da beraberinde getirmiştir. İktidara gelinir gelinmez atılan ilk adımlardan biri olan Arapça ezan yasağının kaldırılması, millet ile devlet arasındaki en büyük kırgınlıklardan birini tedavi etmiştir. 16 Haziran 1950’de minarelerden yeniden yükselen aslına uygun ezan sesi, Anadolu insanı için bir bayram havası oluşturmuş vicdan hürriyetinin teminat altına alındığının en gür kanıtı olmuştur. Devlet, kendi insanının inancıyla ve kültürel değerleriyle barışmış bu barış ortamı toplumsal huzuru da beraberinde getirmiştir.
Dış politikada ise Türkiye, tarihinin en itibarlı ve stratejik dönemlerinden birini........
