menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bağımlılık ve Hürriyet-i Kalbiye (4) - Kalp boşluk kabul etmez

15 0
06.03.2026

Ancak hayat, bizi sürekli döngüye hapsetmeye çalışmaktadır. Bağımlılık meselesini konuşurken işin psikolojik veya sosyolojik taraflarına takılıp kalıyoruz fakat asıl meseleyi, yani ruhun dinmek bilmeyen boşluğunu unutuyoruz. Kalp, fıtraten ebedî bir beka aramaktadır. Nihayetsiz bir sevgi ve güven ihtiyacı içinde acizlikle kıvranıyoruz. Bu ihtiyacı hakikî kaynağına, yani Cenab-ı Hakk’a yöneltemediğimizde ise bulduğu ilk dünyevî teselliye pençelerini geçiriyor. Böylece bağımlılık başlıyor.

‘İnsan, kâinatın bir küçük fihristesi.’¹ hükmündedir. İçimizde öyle büyük bir boşluk var ki, onu dünyevî şeylerle doldurmaya çalışsak da nafile. Bir maddeye sığınmak veya bir alışkanlığın kölesi olmak aslında bize verilen muazzam kalbi küçücük ve adi bir yaratılmışa hapsetmekten öte değildir. Manevî bir pencereden baktığımızda görüyoruz ki, bağımlılık bir tercih değil, bir kusurdur. İnsan ruhu acıkınca, zehirli olsa bile önüne konulan her şeyi yemeye meyilli hale gelmektedir. Maneviyatı zayıflayan yahut ahiret inancı sarsılan ve hayatın gayesini sadece dünyevî lezzetlerde arayan insanın, bağımlılık tuzaklarına düşmemesi çok zor...

Nefis, terbiye edilmediğinde vahşî hayvana dönüşür. Ne doyurulmaya gelir ne de başıboş bırakılmaya. Dünya bize sürekli nefsimizi şımartmamızı, her isteğimize onay vermemizi söylüyor. Nefsin her isteğini yerine getirmek onu doyurmaz, aksine devamını istetir. ‘Kalp boş kalmaz.’ kaidesince, eğer biz kalbimizi ibadetle, tefekkürle veya ulvî bir muhabbetle dolduramazsak, orayı mutlaka bir şey işgal edecektir. Günahlarımızın dahi bağımlılığa dönüşmesi tam bu noktada başlamaktadır. Küçük görülen bir hata, zamanla kalpte kara bir leke bırakır ve bu leke, insanı günahın tiryakisi yapar. 

İrade, bir uzuv gibidir ve bu uzvu çalıştıran en büyük........

© Yeni Asya