Akdeniz'de tefekkür yolculuğu
“Seyahat ediniz, sıhhat bulunuz.” Hadis-i Şerifinden hareketle, Barla’daki okuma programının ardından ilk rotamızı Denizli’ye çevirdik. Denizli’ye günübirlik uğradıktan sonra Antalya’ya geçmeyi planladık. Antalya’da erkek kardeşim ve kıymetli eşine birkaç gün misafir olduk. Kızlarım, hem amcalarını ve yengelerini görecek olmanın heyecanını yaşıyor hem de yeni yerler keşfetmek için sabırsızlanıyorlardı. Biz de elimizden geldiğince bu heyecana ortak olmaya çalıştık. Bir kez daha müşahede ettik ki aynı hissiyatı paylaşmak, herkesi olumlu yönde etkiliyor.
İlk Rota: Kaklık Mağarası
Pamukkale hedefiyle yola çıktık; ancak aileme küçük bir sürpriz yapmak istedim. Bu sebeple, “Yer Altındaki Pamukkale” olarak bilinen Kaklık Mağarası’nı ziyaret ettik. Kızlarım yol boyunca uyumuşlardı. Uyku mahmurlukları, mağaradaki eşsiz travertenleri görünce bir anda dağıldı. Basamaklarda dahi su bulunduğu için terlik giymek zorunda kaldık. Rabbimizin Celâl ve Cemâl isimlerini doya doya temaşa etme fırsatı bulduk. Ziyaretin ardından hem enerji seviyemiz yükseldi hem de Pamukkale’ye yaklaşmış olmanın heyecanını daha derinden hissettik. Vakit kaybetmeden yolumuza devam ettik.
Beyaz Saray: Pamukkale
Çoğu kişi Pamukkale’yi ilk gördüğünde şaşırır. Çünkü Pamukkale, Hiearapolis Antik Kenti’nin tam ortasında yer alır. Pamukkale’nin böylesine tarihî bir mirasın içinde bulunması hem şaşırtır hem de ziyaretçiye keşfedilecek daha pek çok güzellik bulunduğunu hissettirir. Evlatlarımın heyecanı görülmeye değerdi.
Beyaz ve killi bir zeminde yürümek, havuzlardaki suların eşsiz renklerini gözlemlemek, su kanallarının kenarında ayaklarımızı serin sulara uzatmak unutulmaz hatıralar arasında yerini aldı. Cuma namazı vakti yaklaştığı için daha fazla kalamadık. Said, hayatında ilk defa böyle bir manzarayla karşılaştığından gezi boyunca şaşkın şaşkın etrafa baktı. Kızlarım ise buraya doyamadılar. Hatta yüzmek bile istediler. Başka bir zamanda yeniden gelmek duasıyla Pamukkale’den üzülerek ayrıldık.
Şehit Bir Mücahit: Hafız Ali
Cuma namazından ardından uzun zamandır hasretle beklediğimiz an nihayet gelmişti. Hafız Ali Ağabey’in kabrini ziyaret edecektik. Risale-i Nur’da ihlâs konusu araştırıldığında en çok karşılaşılan ismin Hafız Ali Ağabey olması elbette tesadüf değildir. Hayatı ve şehadeti birlikte değerlendirildiğinde, ihlâs hakikatinin en parlak aynalarından biri olduğu kolayca görülecektir. Bu büyük dava insanının kabri başında Kur’ân okuyup dua etmek, maneviyatımızı tazeleyen ve gönlümüzü kuvvetlendiren çok kıymetli bir ziyaret oldu. Rabbim Hafız Ali Ağabey’in şefaatine bizleri de nail eylesin. Âmin! Bu kutlu ziyaretten sonra Antalya yollarına revan olduk…
Tarihî ve İbretli Bir Mekân: Aspendos
Antalya’daki ilk durağımız, ülkemizin en önemli tiyatrolarından biri olan Aspendos oldu. Tarihî tiyatronun en üst sıralarına çıkarak etrafı ve insanları gözlemledik. Zihnimiz oturduğumuz basamaklarda bir zamanlar eğlenen insanları düşündürdü. O insanların neşeleri geride kalmış, isimleri unutulmuş ve amelleriyle baş başa kalmışlardı. Dönüş yolunda su kemerlerini ve tarihî köprüye de ziyaret ettik. Su kemerlerinin ihtişamı ve köprünün altından akan nehrin rengi bambaşka tefekkür pencereleri açtı. Ailemizin en küçük ferdi olan bir yaşındaki Said’in gördüğü her manzara karşısında şaşırması bizlerin de tebessüm etmesine vesile oluyordu…
Türkiye’nin Maldivleri: Suluada
Kızlarımın merakla beklediği tekne turu sonunda gelmişti. Suluada ve bazı koyları da içine alan bu gezi, oğlumuz Said’in de ilk yüzme tecrübesi olacaktı. Tekne çok kalabalık değildi. Muhafazakâr bir ortamın hâkim olması ve ailelerin çoğunlukta bulunması, gün boyunca daha rahat hareket etmemizi sağladı. Said, ilk şoku atlattıktan sonra suya daha çok alıştı. Ağlama sesleri yerini tatlı gülümsemelere bıraktı. Kızlarımın keyfine diyecek yoktu. Sudan çıkmak istemiyor, günün hiç bitmemesini arzu ediyorlardı. Mavi, lacivert, turkuaz, yeşilin sayısız tonunu barındıran deniz, Mavi ve Ağlayan Mağaralar Rabbimizin kullarına sonsuz ihsanatının bir numunesiydi. Bu ikram insanın içini huzurla dolduruyor, şükran hissini artırıyordu. Zaman zaman bu manzara karşısında “Allahu Ekber!” demekten kendimizi alamadık…
Sular İçindeki Tarih: Limra antik kenti!
Finike’deki bu antik kenti üçüncü kez görmek nasip oldu. Bekârken tek başıma, balayındayken eşimle ve şimdi de beş kişilik ailemizle ziyaret etmenin huzurunu yaşadık. Her ziyaretimde antik yolundaki suyun biraz daha arttığını fark ettim. Hatta bazı insanların soğuk olmasını rağmen yüzdüğünü gördük. Bir antik yol düşünün. Yolları yüzme havuzu olmuş ve insanlar tarihin içinde yüzüyor! Bu manzara hepimizi hayrete düşürdü. Yolunuz Finike’ye düşürse, ilçe merkezine altı km uzaklıktaki bu tarihî şehri ziyaret etmenizi tavsiye ediyoruz.
Antalya’nın Kalbi: Kaleiçi!..
Antalya gelmişken Kaleiçi’ni gezmeden dönmek olmazdı. Eşimle her gelişimizde takip ettiğimiz klasik bir rotamız vardır. Önce Hadrian Kapısı’ndan girer, ardından Kesik Minare’yi ziyaret eder, geziyi Hıdırlık Kulesi’nde tamamlarız. Evlatlarımızla da aynı güzargâhı takip ettik. Çok memnun kaldılar.
Kesik Minare çok başarılı bir restorasyon geçirmiş. Hamdolsun, burada namaz kılmak da nasip oldu. Tarihî dokuyu korumak amacıyla bazı bölümlerin cam zeminle muhafaza edilmesi dikkatimizi çekti. İlk defa bu manzarayla karşılaşan kızlarım önce şaşırdılar sonra alıştılar. Said ise korkusunu yenemedi. Bizim yardımımızla yürüdü ama yine korkunca kucağımızda gezdirdik. Yivli minare, Mevlevihane, Saat kulesi, Medreseler, Tekeli Mehmet Paşa Camii ve tarihî evler derken dolu dolu bir günü geride bıraktık.
Hipnoz Eden Güzellik: Manavgat Şelalesi
Antalya’dan ayrılma vakti gelmişti. Sabah erken saatlerde yola çıkarak Manavgat Şelalesi’ne ulaştık. Erken gittiğimiz için ortalık oldukça sakindi. Böylece şelalenin güzelliğini huzur içinde seyretme fırsatı bulduk. Suyun rengi ve akışındaki ihtişam ve çıkardığı ses bizi âdeta başka âlemlere götürdü. Oradan ayrılmak istemedik. Adeta hipnoz eden bir cazibesi vardı. Bu eşsiz manzaraları bizim için yaratan ve mukabilinde şükür isteyen Rabbimize elimizden geldiğince şükrederek oradan ayrıldık.
Kaleler diyarı: Alanya
Bir sonraki durağımız Alanya kalesi oldu. Tarihî surların içinde uygun bir yerde kahvaltımızı yaptık. Kale içinde âdeta bir şehir barındırıyordu. Süleymaniye Camii, surlar, kiliseler, arasta, şapel, türbe, konak gibi onlarca yeri ziyaret etme imkânı bulduk. Selçukluların kışlık başkenti Alanya’nın özellikle eşsiz tersanesi ve bir başka yerde bulunmayan Kızıl Kule’si hepimizin dikkatini celb etti. Gezi boyunca kızlarımla gördüğümüz yerler hakkında bilgilerimizi paylaşarak onların daha nitelikli gezmelerine vesile olmaya çalıştık. Artık yolculuğumuz Mersin’in güzel ilçeleriyle devam edecekti…
Sıcak ve Nemin Buluştuğu Şehir: Anamur
Anamur’da bizi bunaltıcı bir sıcak karşıladı. Boncuk boncuk terliyorduk. Nemin de etkisiyle hava oldukça ağırdı. Burada yaşayan insanların........
