İstiğfar, tefekkür, zikir, şükür (5)
İstiğfar, tefekkür, zikir, şükür (5)
İbadette Allah’ın emrettiği, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’in uyguladığı esastır. Cuma namazı ile ilgili ayetin mealinde okuduklarımızı iyice anlamalıyız.
Önceki yazımızda Cuma suresinin onuncu ayetini açıklamıştık. Şimdi dokuzuncu ayetin mealini okuyoruz; “Ey müminler! Cuma günü, namaz için çağrı yapmak üzere ezan okunduğu zaman hemen Allah’ın zikrine gidin. Alışverişi bırakın. Bu zikre yürüyüp gidişiniz sizin için en hayırlı olanıdır, eğer bilirseniz.” (Cuma:62/9) Görüldüğü gibi “Ey müminler” diye başlayan ayet manidar ve anlamlı mesaj veriyor. Rabbimiz burada müminleri muhatap alıyor ve onlara değer veriyor.
O müminlerin beşerî yorumlara sapmadan, beşerî tereddütler girdabına kapılıp şaşırmadan, “Allah ve Resûlünün beyanlarına” uyma sorumluluğu çerçevesinde kalacaklarını hatırlatıyor. Öyle ise biz mümin kulları olarak Rabbimizin emirlerini derûnî muhtevaları ile kavramaya yoğunlaşacağız. Allah Teâlâ Gününü belirleyerek “Cuma günü, namaz için çağrı yapmak üzere nidâ edildiği zaman” yani ezan okunduğu zaman Allah’ın zikrine gidin, buyuruyor. Bu zikir büyük zikirdir.
Ayette “cumanın edasının şartları” manası bulunmamaktadır.........
