Dağıtılmış İradeden Kurucu Aklın Dirilişine: Günümüz Kuşatmasına Karşı Tevhidî Çıkış Yolu
Çağımızın en belirgin özelliği, savaşların artık yalnızca cephelerde değil; zihinlerde, ekonomilerde ve karar mekanizmalarında yürütülmesidir. Bugün İslam coğrafyasında yaşanan gerilimler, sadece görünen çatışmalarla açıklanamayacak kadar derindir. Çünkü mesele, bir toprak parçasını kontrol etmekten öte; o toprak üzerinde yaşayanların düşünme, karar verme ve birlikte hareket edebilme kabiliyetini yönlendirmektir.
Güncel tabloya bakıldığında açık bir gerçek ortaya çıkıyor: Bölge, sürekli düşük yoğunluklu ama uzun süreli krizlerle meşgul ediliyor. Bu krizler, toplumların enerjisini tüketirken, devletlerin stratejik derinlik geliştirmesini engelliyor. Ekonomik bağımlılıklar, teknolojik geri kalmışlık ve iç politik gerilimler, dış müdahaleye açık zeminler oluşturuyor. Böylece dışarıdan gelen her etki, içeride karşılık bulabiliyor.
Burada kurulan düzenin temelinde üç aşamalı bir kuşatma dikkat çekiyor:
Birincisi: Zihinsel Kuşatma. Kendi kavramlarını kaybeden toplumlar, başkalarının kavramlarıyla düşünmeye başlar. Bu da zamanla özgün bir duruşun kaybına yol açar. Medya, eğitim ve kültürel araçlar üzerinden şekillenen bu süreç, bireyin hakikatle olan bağını zayıflatır.
İkincisi: Siyasal Parçalanma. Aynı inanç ve tarih zeminine sahip toplumların birbirine rakip veya tehdit olarak konumlandırılması, ortak hareket kabiliyetini yok eder. Bölgesel ittifakların kırılganlığı ve geçiciliği, bu parçalanmanın en........
