İstanbul’un fetih müjdesinin verildiği savaş Hendek Muharebesi (26 Mart 627)
İstanbul’un fetih müjdesinin verildiği savaş Hendek Muharebesi (26 Mart 627)
Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem ile yaptıkları anlaşmaları bozan, üstelik bir duvarın dibinde otururken damdan üzerine büyük bir kaya yuvarlamak sûretiyle Allah Resulü’nü öldürmeye kalkıştıkları için Medine’den sürülerek Hayber’e sığınan Kaynuka ve Benî Nâdir kabilelerinden yirmi kadar yahudi, başta Kinâne ve kardeşi Selâm bin Ebi’l Hukayk olmak üzere, Huyey bin Ahtab ve Hevze bin Kays başkanlığında Hayber’de oturmuş Allah Resulü’nü ortadan kaldırmak için Kureyş’i ve ona bağlı kabileleri kışkırtma kararı almışlar, sonrada Kureyş’i harekete geçirmek üzere Mekke’nin yolunu tutmuşlardı.
Onları Mekke’de Kureyş’in başkanı Ebû Süfyan karşılamış, yahudilerin; “Eğer Muhammed’i ortadan kaldırmak için Medine’ye savaş açacak olursanız sizinle birlikte olmaya hazırız” teklifi kendisini çok memnun etmiş, birlikte hareket etmek üzere anlaşmışlardı.
Bununla yetinmeyen Hayber heyeti; Esed, Eşca, Süleym, Gatafan, Mürre ve Fezâre gibi diğer müşrik kabilelerini ziyâret ettiler. Onları da vaatlerle savaşa iknâ etmeyi başardılar. (Sadece Gatafan kabilesine Hayber’in yıllık hurma gelirinin yarısını vaat etmişlerdi.)
Bunların dışında Mekke çevresindeki Sakîf ve Kinâne kabileleri de böyle bir savaşta Kureyş’e destek olacaklarını açıklayınca Mekke’li müşrikler daha fazla beklemeyerek Dârunnedve’ye savaş sancağını astılar. (Dârunnedve 440 yılında Kâbe’de tavafa başlanan yerin biraz arkasına toplantı yeri olarak Efendimiz’in dedeleri Kusay bin Kilab tarafından yaptırılan kapısı Kâbe’ye doğru açılan önemli kararların alındığı bir nevi meclis binası. Şimdiki müezzin mahfilinin olduğu yer.)
Kendisine karşı savaş sancağı asıldığı günlerde Resûl-i Ekrem Efendimiz emrindeki askerî birlikle beraber, Yemen, Irak ve Suriye kervan yollarının kesiştiği noktada ki önemli ticaret merkezlerinden Dûmetülcendel’e doğru hareket halindeydi. Buranın hıristiyan hâkimi Yemenli Kinde kabilesinin Sekûn kolundan olan Ükeydir bin Abdülmelik Medine kervanlarına saldırmış, bunun hesabının sorulması için Allah Resulü de o tarafa doğru hareket etmişti.
Ancak Peygamber Efendimiz Fezâre ve Gatafân kabileleri civarından geçerken bunların Mekkeli müşriklerle beraber Medine’ye saldırı düzenleme hazırlığı içinde olduklarını haber almış, hızla geriye dönerek savaş hazırlıklarına başlamıştı. (Burada Huzâa Kabilesinden birileri, Kureyş’in savaşa hazırlandığını Efendimiz’e bildirmişlerdi)
Sallallahu Aleyhi ve sellem Efendimiz topladığı savaş meclisinde, Medine’de kalıp savunma savaşı yapmak veya düşmanı şehir dışında karşılamak hususunda sahâbîlerin görüşlerine başvurmuş, müzâkerede savunma savaşı yapılmasına ve şehrin savunmasız kısmına Selmân-ı Fârisî Hazretleri’nin tavsiyesiyle hendek kazılmasına karar verilmişti.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz önce kazılacak yerlerin tesbiti için bir grup sahabe ile birlikte keşfe çıkarak mühendislik çalışmaları yaptı. Sonrada savaş için toplanan üç bin kadar Sahabe’ye belirlenen yerlerin kazılması için görev verdi.
Ellerindeki ve çevre kabilelerden toplanan kazı aletlerini, on’ar kişilik gruplara ayırdığı ve her gruba kazması için kırk zirâ (bir zirâ 52 cm.) yer tahsis ettiği sahabelere dağıttırdı. Böylece; hummâlı bir çalışma İle içine girenin çıkamayacağı 4,5 metre derinliğinde, bir süvarinin atıyla karşıdan karşıya atlayamayacağı 9 metre genişliğinde; Uhud dağından, Sıla dağına kadar toplamda yaklaşık 5.500 metre uzunluğunda hilal şeklinde bir yer kazılmış oldu.
Kazınan topraklar Efendimiz’in talimatı İle kendi taraflarına yığılmış, böylece hem oklardan korunmak için doğal siperler oluşturulmuş, hem de düşmanın toprağı yeniden çukurlara doldurarak karşı tarafa geçmesi önlenmişti.
Ancak bu kolay olmamıştı. Efendimiz kazı işine bizzat nezaret ettiği gibi, kazma elinde toprak kazmış, sırtında toprak taşımıştı. İşte bu kazı esnasında büyük ve sert bir kaya parçası parçalanamayınca Allah Resulü’ne haber verildi. Kayanın başına gelen Efendimiz mübârek ellerine aldığı balyozla kayaya üç kere........
