Eşikler, gölgeler ve yüzleşmeler
Eşikler, gölgeler ve yüzleşmeler
AHMET CAN KARAHASANOĞLU
Her şey kapı eşiğinde başlar. İnsan ruhu, eşiğin ne tam içinde ne de tam dışında tekinsiz bir boşluktadır.
Bir ayağınız içeride, diğeri dışarıdadır; tıpkı sallanan bir sarkaç gibi iki dünya arasında gidip gelirsiniz. Acıların içinde boğulma arzusu ile hedonist bir boşluğa sürüklenme isteği arasında gidip gelirken, zihniniz bu kaosa tutarlı sebepler uydurmakla meşguldür. Kazancakis’in Allah’ın Garibi kitabındaki karakteri bile isteye acıya gark olurken, Oscar Wilde’ın Dorian Gray’i hızla hazzın karanlık dehlizlerine dalar. Her iki yöne de bakan komedyayı temsil eden bir figür vardır: Roma mitolojisindeki iki yüzlü tanrı Janus. Bir yüzü geçmişin pişmanlıklarına, diğeri geleceğin belirsiz ihtiraslarına bakar. Zamanın sürekliliği tam da bu bakışta gizlidir; her son, başka bir başlangıcın eşiğidir.
Psikiyatristler, sanki hayatın o devasa labirentini birkaç formülle çözebileceklermiş gibi bu durumlara teknik adlar verirler.
Bunlardan ilki “Foot in the door” (Ayağını kapıya koyma) yöntemidir. Her şey masum bir ricayla başlar; reddedilmesi nezaket suçu........
