Krizlerde ve diplomaside Türkiye modeli
Batı’nın çözüm üretme kabiliyeti giderek zayıflıyor. Nitekim geçmişte İkinci Dünya Savaşı’nı tetikleyen de aynı yayılmacı zihniyetti.Neticede savaşlar tarafları belirler, çöküşler yaşanır ve yeniden masalar kurulur. Tarih bize hep bu döngüyü anlatır. Ancak çözüm üretenler, insanlık tarihi için umudu pekiştirir. Kanla ve savaşla beslenen hiçbir fikir, kalıcı ve değerli bir sonuca ulaşmamıştır... Elbette savaşlar da, tıpkı barış gibi dünya tarihinin belirleyici unsurlarındandır. Buradaki ince çizgi şudur: İnsanoğluna hangi fikir, hangi refah anlayışı umut verecektir?
Savaşların kötü olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak çoğu zaman, kahrolası kötülüklerden kurtuluş da savaşlar vesilesiyle gerçekleşir.İyi niyetli ve çözüm odaklı siyaset...Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın politikaları, Türkiye’yi çözüm üreten bir merkeze yerleştirmiştir. Antalya Diplomasi Forumu, aslında Türkiye’nin çözüm üretme kapasitesinin çerçevesini çizen; bu yaklaşımın teorik boyutunu dünya kamuoyuna sunan önemli bir platformdur. Cumhurbaşkanı Erdoğan da açılış konuşmasında, Türkiye’nin krizlere ve çözümlere yaklaşımını son derece net bir şekilde ortaya koymuştur.
İyi niyetli ve çözüm odaklı bir siyaset anlayışına en çok ihtiyaç duyulan bu dönemde, Türkiye modeli üzerinde daha fazla durmak gerekiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır “Dünya beşten büyüktür” diyerek mevcut düzene itirazını dile getiriyor. “Daha adil bir dünya mümkün” vurgusuyla da bu adaletsiz sisteme karşı alternatif bir yaklaşım ortaya koyarken, aynı zamanda bu doğrultuda doğal ittifaklar kuruyor. Elbette bu söylemlerin ve teorik önerilerin somut örneklerle desteklenmesi gerekir. İşte Türkiye modeli tam da bu noktada devreye giriyor. Türkiye, bugüne kadar ortaya koyduğu pratik uygulamalarla söylem ve eylem........
