menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Direnen İran

61 0
10.03.2026

İran sosyolojisine dair yerleşmiş birçok algının yıkıldığına şahitlik ediyoruz. ABD-İsrail ortak işgal girişimi üzerine daha çok yazılıp çizileceği açık. Aynı zamanda İran hakkında okunması gereken kitapların ve çıkarılması gereken önemli derslerin bulunduğunu da görüyoruz.

İran üzerine birçok yorumcunun yüzeysel bilgilerle ve ezberlerle konuştuğu zaten bilinen bir durumdu. Şimdi İran’da yaşananlar ise bize, bu ülkeye çok daha farklı ve derin bir analitik bakışla yaklaşmamız gerektiğini gösteriyor.

ABD-İsrail işgali üzerine bize dayatılan tez şuydu:“Halk ayaklanır ve rejimi devirir.”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın tespitlerinin ne kadar isabetli olduğunu, işgal girişimi başlamadan önce yaptığı açıklamadan anlıyoruz. “Havadan saldırıyla İran’da rejim yıkılır mı?” sorusuna verdiği cevap son derece keskin ve netti: “Hayır, yıkılmaz.”

Bu net cevap; yılların birikimini, saha tecrübesini ve İran’ın karakteristik yapısına duyulan derin aşinalığın verdiği güveni yansıtıyordu.

“İran başka yere benzemez” tanımı üzerine yeniden düşünmek gerekiyor. Hem 12 günlük savaş hem de şimdi başlatılan savaş bize, özellikle İran sosyolojisi üzerine yorum yaparken çok daha dikkatli olmamız gerektiğini öğretiyor.

Katil Netanyahu’nun öngördüğü, kurguladığı tablonun ortaya çıkmaması, ABD ve İsrail açısından yeni bir açmazın oluştuğunu da gösteriyor. Evet, İran yara alıyor. Evet, çökertilmesi için her şey yapılıyor. Lakin sadece medyayı taradığımızda ve sosyal medyada yayımlanan tepkilere baktığımızda İran halkı için tek bir ifade kullanılabilir:“Cesur ve direnen halk.”

Kendi........

© Türkiye