Adalet!
Mümkün olsaydı da önceki nesiller, mezarlarından kalkıp şu yaşanan yıkıcı vak’alara, dehşet dolu haberlere baksalardı, kulak verselerdi… gördüklerine ve duyduklarına inanamazlardı…
Cinayet, dolandırıcılık, zina, uyuşturucu… diye dünden bugüne, dünya ceza hukuklarında yer almış ne kadar suç varsa, onların hepsi -esef ederek söylüyoruz ki- bugün Türkiye’de işlenmektedir!
Gün yok ki böylesi haberler, vatandaşın başına boca edilmesin. Bu vahim netice, bir dönemin eseri değildir. Bu kötülükler, geriye doğru bir asrı bulan onlarca iktidarın mirasıdır:
İktidarlar, kendi dönemlerinden sorumludur. Lakin asıl ve temel mes’uliyet, mevzuattadır. TCK-Türk Ceza Kanunu ve alakalı kanunlar mevzuatı sorumludur.Dün olduğu gibi bugün de polis, çalışıyor mu? Çalışıyor! Savcı çalışıyor mu? Çalışıyor? Mahkemeler çalışmıyor mu? Çalışıyor!
Kaldı ki çalışanlar, bunlardan da ibaret değil: Çeyrek asırdır Câmilerde cumadan cumaya da olsa emr-i mâruf; yâni, Allahü teâlânın emir ve yasakları, vâiz efendiler ve imam-hatipler, tarafından olanca açık hükmüyle olmasa bile milyonlarca vatandaşa tebliğ edilmektedir.
Keza en azından on yıldan bu yana ahlâk, okullarda bir eğitim unsuru olarak öğretmenler tarafından daha bir fark edilir üslupla derslerde anlatılmaktadır.Diğer yandan aile de bugün, dünkü aileye göre daha eğitimli olarak görülüyor. Bu ailede çocuk, düne nazaran daha donanımlı yetiştiriliyor olsa gerek…Ama; bütün bunlara rağmen şu gün milletçe, sosyolojik bir gerçeklikle endişe verici bir dejenere, bozulma yaşamaktayız. Yarışma konusu olsa korkarız ki dünya sıralamasında ilklere gireriz.
Bir kere hastalığa tam ve doğru teşhis koyalım…
Manzara da durum da gidişat da ne yazık ki budur!
Bu gidişat karşısında 1 değil, 3 Adalet Bakanı işbaşında olsa, emniyet ve adli kadrolar 3 katına çıkarılsa yine arzu edilen hedefe varılamaz!
Çünkü asıl sebep, TCK ve ceza mevzuatıdır. Asıl sebep, Erken Cumhuriyet döneminde bu........
