Her sofrada bir tarih, her yemekte bir kültür
Bir toplumun kimliği yalnızca diliyle, tarihiyle ve gelenekleriyle değil, sofrasıyla da şekilleniyor. Anadolu’nun farklı kültürleri bir araya getiren zengin mutfak mirası, yemeğin karın doyurmaktan çok daha fazlası olduğunu ortaya koyuyor.
SUÇ, AŞK, PARA, POLİTİKA VE YEMEK… Kamuoyunun ilgisini en çok çeken beş konu. Bunlardan yalnızca bir tanesi temel ve evrenseldir. Tüm dünyada olduğu gibi mutfak da insan hayatının en etkin ve güçlü yapı taşlarından biridir. Ancak mutfak o kadar kanıksanmıştır ki ne kadar yaşamsal olduğu unutulmuştur. Öyle ki yemek, tarih boyunca belki de görece en az ilgi gören konu olmuştur.
YEMEK YEMEK, KARIN DOYURMAKTAN FAZLASIDIR... İnsan olma vasfı, salt karın doyurmayı reddeder. Çünkü insan, isteyerek, düşünerek ve seçerek yemek yer. Diğer canlılar ise karın doyurur.
Hazırlanması ile tüketilmesi arasında uzun ve zorlu bir süreç bulunan yemek, herkesin algılayışı çerçevesinde şekillenir. Bu algı, bir kültür hadisesidir. Bütün bu süreçte en belirleyici unsur doğal olarak insandır.
İnsan ile yemek ve içmek arasındaki ilişkinin gerçekleştiği alan, mutfak olarak tanımlanır. Annemizin mutfağından başlayarak şehrimizin mutfağı ve ülkemizin mutfağı şeklinde devam eden tanımlamalar, eğer evrende başka hayat alanları varsa, dünya mutfağı olarak sınır tanımayan bir büyüklüğe dönüşecektir.
Halk bilimleri, tüm dünyada doğumdan ölüme kadar insanların yaşantısında yer alan maddi ve manevi bütün kültür öğelerini inceler. Bu öğeleri kayıt altına alır ve bilimsel olarak değerlendirir. Böylece insanlığın kültür tarihini ve özellikle halk kültürünün genel gelişme kurallarını sonraki dönemlere aktarır.
Halk bilimlerinin temelinde kültür vardır. Bir toplumun kültürünü; o toplumun dil, yazı, tarih, din, gelenek, yeme ve içme alışkanlıkları, edebiyat ve sanat birliğinin toplamı belirler. Bir toplumun benliğini oluşturan ortak değerler, o toplumun diğer toplumların kimliklerinden nasıl ve nerede ayrıldığını gösterir.
Bireyler ya da topluluklar, öğrenme yoluyla kazandıkları davranışları veya kültürü sonraki kuşaklara genetik yolla değil, öğrenme yoluyla aktarır.
Halk bilimlerinin önemli bir öğesi olan yiyecek ve içecek kültürü, ülkelerin, bölgelerin ve toplulukların sofraya konan yüzüdür.
İnsan, yaşadığı doğal çevreyi hayatına dönük çeşitli ihtiyaçları doğrultusunda düzenler, değiştirir ve geliştirir. Hayatın temel taşı olan yiyecek ve içecek gerçeğini yalnızca hayatta kalmanın malzemesi olarak görmek, insanlığın ilk var oluşundaki ilkelliğe işaret eder
Medeni hayatın işaretleri arasında yeme ve içme kültürü de vardır.
SOFRALAR TOPLUMUN AYNASIDIR
Mutfak ve........
