menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YENİ PARTİ Programı üzerine eleştiriler…

9 0
30.07.2026

CHP’nin başına butlan kararı ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun kayyum olarak atanmasından sonra, seçilmiş Genel Başkan Sayın Özgür Özel ve arkadaşlarının parti içi hukuki mücadeleleri sonuçsuz kalınca Lozan Antlaşması’nın yıl dönümü olan 24 Temmuz 2026 tarihinde, Özgür Özel liderliğindeki 91 milletvekili tarafından YENİ PARTİ kuruldu.

Partinin programı ise 24/07/2026 tarihinde “Ortak Gelecek için Yeni Parti Programı” adıyla yayınlandı. Bu program, CHP’nin 2025 tarihli Programından bazı çok önemli hususlar konusunda aynı yaklaşımı taşımaktadır.

Program içeriğine bakarsak:

DÜŞÜNSEL TEMELLERİMİZ VE SİYASİ KİMLİĞİMİZ (sayfa 3)

Yeni Parti; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve devrimcilikten oluşan Altı Ok’u, Atatürk ilkelerinin tarihsel mirasını ve ilerici özünü koruyarak, çağımızın demokrasi, özgürlük, eşitlik, yurttaşlık, adalet, dayanışma, kamusal yarar, bağımsızlık, bilim ve sürekli yenilenme hedefleri doğrultusunda benimser.

Görüldüğü üzere Yeni Parti, yeni yorumlarla CHP’nin temel ilkeleri olan 6 Ok’u benimsediğini ifade etmektedir. Bu yeni yorumlardan bazıları farklı mecralara yelken açmanın ön adımları olma özelliği taşımaktadır.

Barış, bizim için yalnızca çatışmanın olmaması değildir. Barış; yurttaşların birbirinden korkmadığı ve kimsenin birbirinden üstün olmadığı, farklı kimliklerin eşit saygı gördüğü ve hiçbir toplumsal kesimin kendisini devlet karşısında dışlanmış hissetmediği bir ortak yaşam düzenidir.

Dikkat edilirse bu barış yorumu, sanki ülkemizde farklı etnik kimlikler arasında çatışma varmış gibi “ayrımcı” bir varsayıma dayanmakta, ayrılıkçı kürt hareketinin siyasal temsilcisi DEM parti temsilcilerinin ağzından düşürmediği Türk Ordusu ile PKK teröristleri arasındaki “barış” söylemini yumuşatmaktadır. Gerçekte ise konu “barış” değildir. Anayasanın 10. Maddesinin birinci fıkrası çok nettir. “MADDE 10- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” Anayasa maddesi “herkes” diyerek her türlü ayrımcılığı reddeder, sorun siyasi iktidarların bu maddeye aykırı uygulamalarıdır ki, bunun çözümü “barış” söylemi değildir.

Kimlikleri oy hesabının konusu haline getiren, toplumun bir kesimini diğerine karşı kullanan ve kutuplaşmadan medet uman anlayışı reddediyoruz.

Şeklinde ifade edilen kimlik sömürüsü sonraki paragrafta, Türkiye İttifakı bileşenleri olarak;

Solcular, sağcılar, yurtseverler, demokratlar, milliyetçiler, muhafazakarlar, özgürlükçüler

diye ifade edilmekte, Sayın Özel’in bir yıldır yaptığı mitinglerde kullandığı bölücü “kürt demokratlar” tanımı programda terkedilmiştir. Ancak sonraki paragraflarda hâlâ 

Bizi bir araya getiren, farklılıklarımızdan vazgeçmemiz değil; ortak geleceğimize sahip çıkmamızdır.

Yeni Parti, farklı kesimleri kendi kimliğinden ve sözünden vazgeçerek bir araya getirmeye çalışmaz.

denilerek, bu kimlik esaslı tanımlamalar; 

CHP’nin 1935 Mayıs ayında yapılan Dördüncü Büyük Kurultay’ında onaylanan Programının Temel Esaslar bölümündeki:

Ulus; dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı yurddaşlardan meydana gelen siyasal ve sosyal bir bütündür. 

Cumhuriyetimize yurttaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşittir. Türk milleti bu anlayışla tanımlanır.

Halbuki devletin en üst hukuki normu olan anayasada yurttaşlık değil vatandaşlık tanımı yer alır. MADDE 66- Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Bu tanım nedeniyle vatandaşların tamamı Türk olup, Türk Milleti buna göre tanımlanır. 

Bugüne kadar dünyada milleti hiçbir sosyolog, devlet adamı, siyasetçi Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk kadar veciz şekilde tanımlayamamıştır.

Yeni Parti Programındaki Türk Milleti tanımı, Atatürk’ün 1930’da Vatandaş İçin Medeni Bilgiler kitabında millet için yaptığı “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti........

© Turkish Forum