Barış ve Türkiye
Barış, yalnızca silahların susması değildir. Barış; adaletin, eşitliğin ve birlikte yaşama iradesinin kurumsallaşmasıdır. Türkiye gibi çok kimlikli, çok kültürlü ve tarihsel olarak derin kırılmalar yaşamış bir ülkede barış, bir “tercih”ten ziyade toplumsal varoluşun zorunlu şartıdır.
Türkiye’nin barış meselesi, çoğu zaman güvenlik eksenli bir dille ele alındı. Oysa güvenlik, barışın sonucu olabilir; nedeni değil. Kalıcı barış; demokrasiyle, hukukla ve toplumsal uzlaşıyla inşa edilir. Bu noktada Türkiye’nin en önemli sınavı, farklılıklarla kurduğu ilişkide gizlidir. Dil, kimlik, inanç ve kültür alanlarında yaşanan gerilimler çözülmeden, barışın tam anlamıyla tesis edilmesi mümkün değildir.
Cumhuriyet tarihi boyunca “tek tip vatandaş” anlayışı, toplumsal çeşitliliği bastırmayı hedefleyen bir yaklaşım sundu. Bu yaklaşım kısa vadede kontrol hissi verse de uzun vadede kırılmaları derinleştirdi. Kürt meselesi başta olmak üzere,........
