Yapay Zeka Gerçeklik Algımızı Nasıl Mahvetti?
Instagram’da karşınıza çıkan konuşan hayvanlara veya gerçeği yansıtmayan görüntülerle desteklenen sahte haberlere sahiden inanan var mı? Kısa ve öz cevap, evet. Fakat sorun bahsettiğim örneklerden daha ciddi. Yapay zeka başta olmak üzere gelişen teknolojiler insanın bilgiye ulaşmasını kolaylaştırırken doğru bilgiyi ayrıştırmasını zorlaştırmaktadır. Bu yazımda sahte bilginin yayılma sürecinin ve teknolojinin gerçeklik algımıza etkisinin toplumsal boyutunu inceleyeceğim.
Güvenme!
Yazımı sağlam ancak basit bir zemine oturtmak amacıyla öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu yazım yalnızca teknolojik gelişmelerin değerlendirmesi olmaktan öte küresel bir kriz hakkındadır. İnsanlık tarihi boyunca gerçek ve sahte arasındaki çizgi bu kadar belirsiz olmamıştı. Yanlış bilgi ve yapay zeka ile üretilen videolar, insanları kontrol etme amacıyla kullanılan birer araç olma riski taşımaktadır. Eskiden kanıt niteliği taşıyan fotoğraf ve videolara dahi artık güvenmemeliyiz. Sahte görselleri ve videoları ilerleyen bölümlerde daha detaylı ele alacağım.
Bir diğer sorun ise yapay zekanın verdiği cevapların genel olarak sorgulanmaması ve koşulsuz kabul edilmesidir. Ancak yapay zeka modelleri üretim amacı gereği sizi memnun etme amacı taşımaktadır ve insanlar tarafından eğitilmiştir. Sizi memnun etme amaçlarından dolayı, fark edebileceğiniz üzere ChatGPT neredeyse asla “bilmiyorum” demez, sorunuza övgüler yağdırır ve yardımcı olmaya çalışır. Zaman zaman “halüsinasyon” adı verilen sahte bilgilere dayalı cevaplar üretir. Nihayetinde ChatGPT gibi büyük dil modelleri verileri, öğrendiği konuşma örüntüleri ile aktaran araçlardır. Bu verilerin sınıflandırılması ve seçilmesinde insan görev alır. Filozof Thomas Hobbes’ın da belirttiği üzere, insan insanın kurdudur. Modern çağda insana güvenmemenin yanında insanın ürünü olan dijital gerçekliğe de körü körüne inanmamak gerekiyor.
İnsanların dijital dünyada bilgiye güvenini zedeleyen başka bir unsur da erişilebilirliğin artmasıdır.........
