menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Refahtan değil, yaşam mücadelesinden payını alanlar…

33 16
09.01.2026

Bir zamanlar “emeklilik”, hayatın son demlerinde huzur bulmak, torunlarla vakit geçirmek ve yılların yorgunluğunu atmak demekti. Emekli ikramiyesi ile de bir ev, araba sahibi alma hayalleri kurulabiliyordu.

Ancak bugün Türkiye’de emekli olmak, emeklilerin çoğu için, huzurdan ziyade bir hayatta kalma mücadelesine dönüşmüştür. Sokakta kime dokunsanız bin ah işitiyorsunuz; pazar tezgahlarının akşam saatlerini bekleyen, market raflarındaki etiket değişimlerini endişeyle izleyen emektar bir nesil, ne yazık ki açlık sınırının çok altında gelirle mücadele veriyor.

Ekonomi yönetimine göre toplumun hiçbir kesimi, özellikle çalışan ve emekliler enflasyona ezdirilmemiştir. Oysa emeklinin mutfağındaki enflasyon kendi rekorlarını kırmaya devam ediyor. Bugün en düşük emekli maaşı ile bir ailenin temel gıda ihtiyaçlarını bile karşılaması matematiksel olarak imkansız hale gelmiştir.

2025 yılında 16.881 TL olan en düşük emekli maaşı; .19’luk artış eklendiğinde 18.939 TL’ye çıkıyor. Ancak bu artış otomatik olarak uygulanmıyor; yasal düzenleme gerekiyor. Dört milyon civarındaki emekli ancak yasal düzenleme sonrası 18.939 TL maaş alabilecek ve bu maaşla bir ay hayatta kalma mücadelesi verecek. Türk-İş’in verilerine göre 2025 yılı aralık ayında sadece gıda harcaması esas alınarak hesaplanan açlık sınırının 30.143 TL; İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde ortalama kiraların 25-30 binler civarında olduğunu hatırlatalım.

Bu veriler bize şunu söylüyor: Türkiye’de milyonlarca emekli, sadece barınma ihtiyacını bile karşılayamayacak bir gelir düzeyine mahkum edilmiş durumdadır. Kirasını ödeyenin karnı aç, karnını doyuranın ise başını sokacak bir evi risk........

© Sözcü