Aynadaki Hoşgörü
Sevgili okur,
Bu satırları yazarken Antalya Havalimanı’ndayım. Mekanik otomasyonunu üstlendiğimiz Aksu Devlet Hastanesi’nin dönüş yolundayım ve akşamı burada karşılıyorum. Elim, havalimanında herkes gibi telefona gitti. Tam sol yanımda, tekerlekli sandalyede oturan yetmişli yaşlarında bir hanımefendi vardı; ellerini üst üste koymuş, o da kendi dünyasından kargaşayı izliyordu bana göre.
Evet, telefonuma baktığımda tiyatronun duayeni, “şekerim” diye anılan Haldun Dormen’in vefat haberini öğrendim. İçim burkuldu. “Beyefendilik nasıl da siliniyor?” diye düşünürken, hemen ardından bir saldırı haberi düştü ekrana: Gündüz vakti, kalaşnikofla üç kişinin birini taradığı yazıyordu. “Nasıl olur?” diye diye kaldım. Bir yanda beyefendiliğin sembolü bir isim bu dünyadan göçüyor, diğer yanda aklın almayacağı olaylar yaşanıyor. Eskiden bayramlarda bir şeker olurdu; yedikten sonra ağzında hafif bir acılık kalırdı ya, işte tam da öyle bir his duyumsadım o an.
Sabah uçakta Seneca’nın Hoşgörü Üzerine / Ruh Dinginliği Üzerine kitabını yanıma almıştım. İlk sayfalarda bir........
