menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“KORU-MA' NIN EKO-POLİTİKASI” KORUNMASI GEREKLİ ALANLARIN KORUNAMAMASININ NEDENLERİ

14 0
30.07.2025

Özet:

Bu bildiride özet olarak korunması gerekli alanlar olarak yasalarda belirtilen ve belirtilmeyen doğal, kentsel ve arkeolojik alanların korunmasında karşılaşılan güçlükler ve “Korunamama” sorunları üzerinde durulacak, “Neden Koruyamıyoruz?” sorusuna somut cevaplar verilmeye çalışılacak, çözüm önerileri geliştirilecektir. “Koru-ma’nın Eko-Politikası” olarak özetlenebilecek nedenler özetlenecektir.

İngilizce Özet:

In this paper; a summary of difficulties encountered in the protection of urban and archaeological sites and reasons of "not protected" will focus on these issues. The Paper, will attempt to give cocrete answers for "Why we do not Protect” and will develop some solutions.

Reasons for "Protect-made eco-policy" can be summarized as will be outlined. It ranks first among the reasons to protect "Land Surplus", "Location Surplus", "Surplus Conversion" economic profit motives and interests, "Protect-me-me" are the main cause. Puts into protecting economic growth, recent policies developed hand in hand with national and international vested interests "Protect-me" of the "Eco-Policy", the natural and historical / the destruction of cultural property will go down in history as a brutal period.

Anahtar Kelimeler: Koruma, Doğal ve Tarihi Çevre, Ekoloji, Eko-Politika, Rant

GİRİŞ

Son yıllarda İmar, İskân, Kültür Ve Tabiat Varlıkları ve Çevre yasalarında bilime ve hukuka aykırı çok sayıda değişiklik gerçekleştirilmiş, yapılan değişiklikler ile hoyratça uygulamalara imza atılmıştır.

Yaratılan bu fiili durum, kamuya ve halka ait doğal- kültürel, kentsel-kırsal, tarihi, arkeolojik mirasın tahribatına hatta kaybedilmesine sebep olmuştur.

Öncelikli olarak enerji yatırım projeleri, taş ocakları ve madenler, HES`ler, RES`ler, termik santraller ve nükleer santraller ile kıyılarımız kirletilerek yağmalanmakta, derelerimiz kurutulmakta, meralarımız yok edilmekte, orman ve tarım arazilerimizin imara açılmasına izin verilmektedir (Koruma ve Peyzaj Mim. Sem, 2015).

Bu yaşananlar ile ülkemizin kaynakları geri döndürülemez bir yola sokulmuş ve ülkemiz coğrafyası pek çok doğal mirasını geri dönüşümü mümkün olmayacak biçimde kaybetmiştir.

Ülkemizde çevre tahribatı yaratan, kültürel ve doğal varlıkları ekonomik büyümenin bir aracı olarak kullanmak için başvurulan yöntemler :

a) Merkezileştirme: Yetkileri Tek Elde Toplama

b) Güçsüzleştirme: Korumadan Sorumlu Kurumları İşlevsiz Kılma

c) İstisnalar Yaratma: Korumayı Öngören Düzenlemelerde Boşluklar Oluşturma

d) Amaç Dışı Kullanma: Yasal Yolları Amacı Dışında Kullanma

e) Yargıyı Etkisiz Kılma: Yargı Yolunu Engelleme, Kararları Uygulamama

MATERYAL VE YÖNTEM

Bildiri yazarın tarihsel ve doğal çevre koruması hakkındaki son 30 yıllık deneyimlerinin güncel verilerle birleştirilerek sunulmasından oluşmaktadır. İstanbul, Patara, Amasra, Munzur vb. önemli örnekler bildirinin kısıtlı çerçevesi içinde özetle verilmiştir. “#Koruyamıyoruz Çünkü” başlığı altında ülkemizin yasal, yönetsel ve güncel durumu gözden geçirilerek Koru-ma-manın nedenleri ekonomik-politik temeller üzerinden değerlendirilmiştir.

BULGULAR

EKONOMİ = EKOLOJİ

KORUYAMIYORUZ ÇÜNKÜ!

1. YANLIŞ ve ÇARPIK EKONOMİ POLİTİKA

1.1. Toprak Rantı Sorunları (Doğal/tarihsel değerlerin bulunduğu alanların arsa değerinin yüksek olması, Arsa sahibinin maksimum rant elde etme hedefi)

Ülkemiz kentlerinde, genel bir eğilim olarak varlıklı kesimlerde ve şirketlerde hakim olan düşünce, imar planlarını değiştirerek artan toprak rantı ile çok katlı yapı yapmak ve bunu gelişme olarak topluma sunarak zengin olmak düşüncesi hakimdir. Bu amaçla önceleri 4-5 kat sonraları 10-15 kat arttırılan yoğunluk kararları, inşaat emsalleri aşırı kişi/kurum kazançlarına sebep olmuştur. Doğal olarak yoğunluk artışı ile teknik altyapı ve sosyal donatı alanları yetersizliği oluşmaktadır. Kentler içinde çıkılmaz hale gelmekte, gücü olanın bastırarak gökdelen, AVM diktiği vahşi yapılaşma alanlarına dönmektedir. Doğal, tarihsel ve kültürel değerler bu vahşi rant kavgasından en çok zararlı çıkan değerler olmaktadır.

Ülkemiz kaynaklarını, “sıcak para” girişinin sürekliliğini sağlamaya yönelik olarak mali sermayenin ve iktidar çevresine kümelenmiş bir avuç sermaye grubunun emrine sunan AKP iktidarı; bu amaçla TBMM’deki oy çokluğuna bağlı olarak “mimarlık ve şehircilik ilkeleri” ile bağdaşmayan pek çok “yasa” çıkararak yürürlüğe sokmaktadır (Duru, B., 2014) .

Deprem Toplanma Alanları Bile Ranta Açıldı:

İstanbul İnşaatçılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım ise "İstanbul'un taşı, toprağı altın' olan özdeyişimiz artık günümüzdeki arsa sorununu tam olarak ortaya koyuyor" dedi.

Alanlar binalarla doldu

Gökçe, imara açılan yerlerden bazılarının şunlar olduğunu söyledi: “Zorlu AVM, Ali Sami Yen ve Likör Fabrikası alanı, Bakırköy Osmaniye’deki, Forum AVM başta olmak üzere, Anthill (Şişli), Starcity Outlet Center (Bahçelievler), Zaman Gazetesi (Bahçelievler), Meydan AVM (Bahçelievler), Sahilpark Veliefendi (Zeytinburnu), Onaltı Dokuz (Zeytinburnu), Ora AVM (Bayrampaşa), Forum İstanbul (Zeytinburnu), Ataköy Konakları (Bakırköy), Capacity AVM (Bakırköy), Selenium Plaza (Beşiktaş)” http://www.milliyet.com.tr/istanbullu-olasi-bir-depremde-gundem-2103107

1.2. Korumaya Gerekli Bütçenin Ayrılmaması (İlgili bakanlıkların bütçesinin yeterli olmaması)

Koruma ile görevli kamu kurum ve kuruluşları ile yerel yönetimlerin parasal kaynaklarının yeterli olmadığı bilinmektedir. Aşağıda bazı Kamu İdarelerinin 2015 yılı bütçesi karşılaştırmalı olarak verilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı 1.843.091.000

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 1.358.916.000

Orman ve Su İşleri Bakanlığı 513.292.000

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 18.249.634.000

Diyanet İşleri Başkanlığı 5.743.383.000

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 14.679.018.000

Görüldüğü gibi doğal ve tarihsel çevrelerin korunmasında sorumluluğu olan bakanlıkların (Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı) bütçeleri diğerlerine oranla çok azdır.

Yerel Yönetimlere (Belediyeler ve İl Özel İdareleri) “Teknik Ve Parasal Destek” Arttırılarak, Yaptıkları Hizmetler Denetlenerek Yerinde Koruma ve Geliştirme Politikaları Uygulanmalıdır.

1.3. Yanlış Enerji Politikaları (Termik, HES; RES; Nükleer enerji vb)

ÇED Muafiyetleri: Türkiye Ekim 2013'te, Çevresel Etki Değerlendirmesine (ÇED) ilave muafiyetler getirmek suretiyle, ÇED Direktifi’nin gereklilikleriyle tutarlı olmayan bir şekilde çevre alanındaki yatay mevzuatını bir kez daha değiştirmiştir. Mikro hidroelektrik santralleri ve İstanbul Boğazı'na yapılması planlanan üçüncü köprü gibi bazı büyük altyapı projeleri, ulusal ÇED usullerinin kapsamı dışında bırakılmıştır (AB Raporu, 2014).

ÖRNEK 1 : Amasra Termik Santrali

Amasra ülkemizin Batı Karadeniz kıyılarında ilk pansiyon turizminin geliştiği kesimidir ve bu özelliğini halen sürdürmektedir. Her mevsim yerli ve yabancı birçok turist tatillerini geçirmek için Amasra’yı antik kent dokusu, cennet doğası, plajları ve zengin balık türleri için ziyaret etmekte, bu özellikleri ile de Amasra yöre ekonomisine önemli ölçüde ekonomik olarak katkı sağlamaktadır.

Son yıllarda, Amasra doğal ve kültürel özellikleri dışında çevreye uyumsuz çok katlı yapılaşmaları, doğal sit alanı niteliğini bozan kaçak yapılaşmaları, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanarak 2007 yılında onaylanmış 1/100 000 Ölçekli Zonguldak Bartın Karabük Çevre Düzeni Planı ve Batı Karadeniz’in enerji üssü olma girişimleri ile anılmaya başlanmıştır.

Termik santralin yapımı olasılığına karşı sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler tepki göstermişler, yürüyüşler düzenlemişler, toplantılar yaparak tepkilerini ortaya koymuşlardır.

Tartışmaları yaklaşık 10 yılı aşkın sürmekte olan ve Bartın İli, Amasra İlçesi, Tarlaağzı Mevkii’nde kurulması düşünülen TERMİK SANTRAL ENTEGRE PROJESİ hakkında var olan 1/100 000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı kararları değerlendirilecek, kamu yönetiminin planlamaya bakışı, kendi içinde çelişkileri ve alınan kararların çevre ve peyzaj üzerindeki olumsuz yansımaları eleştirel bakış açısıyla sunulacaktır (Tunçer, M., Artar, M.,2010)

Çevre Düzeni Planı (ÇDP) kavramı, günümüz planlama pratiğinde, üzerinde sık durulan ve tartışılan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. “Ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanım kararlarını belirleyen ve 1/25.000, 1/50.000, 1/100.000 veya daha küçük ölçekli olarak hazırlanan plan” olarak tanımlanan Çevre Düzeni Planları için Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile Çevre Bakanlığı arasında uzun süren hukuk mücadelesi yapılmış Çevre Düzeni Planları‟nın yapılması görevi Çevre ve Orman Bakanlığı‟na verilmiştir.

Bartın İl sınırından başlayan, Amasra ve Kurucaşile arası kıyı kesimini içeren alanlar ile Bartın Kent Merkezini içine alan alanlarda 1/25 000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı hazırlanacaktır (yage S.26);

Plan’da Bu Kesimin Doğal Ve Kültürel/Arkeolojik Değerlerinin Korunması Ve Bu Bölgenin Bir Eko-Turizm Bölgesi Olarak Geliştirilmesi Öngörülmektedir. Aşağıdaki kararlar da bunu gerçekleştirmeye yönelik olarak verilmiştir (Şekil 1-2)

Plan Hükümleri Madde VI.1.5.1. Kıyı kesimlerinde, kıyı ve doğa turizmi potansiyeli, Bartın ve çevresine ilişkin doğa ve kültür turizmi potansiyeli değerlendirilerek, turizme yönelik kararlar üretilecektir (S. 26).

Şekil 1-2 : 1/100 000 ÖLÇEKLİ ÇEVRE DÜZENİ PLANI KARARLARI

(Kaynak : Zonguldak Bartın Karabük Çevre Düzeni Planı, 2006, M. Tunçer Arşivi)

Amasra Kenti‟nde doğal ve tarihsel/kültürel çevrenin korunması, kent kimliğinin geliştirilmesi, sağlıklı ve yaşanabilir bir turizm merkezi oluşturulabilmesi amacıyla bölgenin özelliklerine uygun, doğal çevreye, tarihi mirasa ve kültürel dokuya duyarlı ve koruyucu, bölge ekonomisine ve toplumsal yaşantıya katkıda bulunacak sürdürülebilir turizm politikasının geliştirilmesi gerekmektedir. Bu politika sadece Amasra Kenti‟ni değil Amasra İlçesi‟nin tümünü kapsayacak bir politika olacaktır.

Planlama döneminde, Amasra ilçesi, planda öngörülen strateji ve politikalarla gelişmiş, sağlıklı ve yaşanabilir bir doğa ve kültür turizmi........

© Sonsöz