menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SİVİL TOPLUMDA NEYİ KAÇIRIYORUZ?

17 0
16.09.2026

Bir emeklinin geçim sıkıntısı, bir işçinin hakkını arama mücadelesi, bir engellinin sokağa çıkma çabası… Bu sorunlar ne zaman kişisel bir yakınma olmaktan çıkar, toplumun ortak meselesine dönüşür?

Henry Ford’un çok sevdiğim bir sözü vardır: “Birleşmek başlangıçtır, birlik olmak gelişmedir, birlikte çalışmak başarıdır.”

Türkiye’de demokrasinin niteliğini yalnızca sandıkların kurulması belirlemez. Asıl ölçü, iki seçim arasındaki o uzun ve sessiz dönemde toplumun sesinin nereye ulaştığıdır. Yurttaşın talebi duyuluyor mu? Sorunlar kayıt altına alınıyor mu? Daha da önemlisi, çözüm için ısrar ediliyor mu?

Güçlü bir sivil toplum, yalnızca konuşan değil; takip eden, zorlayan ve sonuç alan bir yapıdır.

Ancak eğri oturup doğru konuşalım. Bugün Türkiye’de sivil toplum, ciddi bir işlevsizlik kriziyle karşı karşıya.

Dernek kurmak, üç ayda bir basın açıklaması yapmak, sosyal medya görselleriyle faaliyet görüntüsü vermek çoğu zaman yeterli sayılıyor. Tabela çok, toplantı çok, açıklama çok; fakat somut sonuç yok. Sivil toplum, bazıları için toplumsal sorumluluk alanı olmaktan çıkıp bir kartvizit unvanına, bir görünürlük aracına ya da siyasi basamak olarak kullanılacak bir makama dönüşmüş durumda.

Oysa sorunları teşhis etmek kolaydır. Zor olan, sorunla çözüm arasındaki uzun ve yorucu yolu yürümektir.

Türkiye’nin en büyük........

© Sonsöz