menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijital platformlar ve kapitalizm

19 0
25.03.2026

Yapay zekânın günlük yaşamımıza paldır küldür girdiği çok değişik zamanlar yaşıyoruz. Ve bu gelişme sadece yapay zekâ uygulamasından ibaret olmayıp diğer eskiden yazı için hesap için kullandığımız uygulamaların da yapay zekâ destekli olarak dönüşümüne şahit oluyoruz. 

Arkasında büyük teknoloji şirketlerinin olduğu dijital platformlar, sadece teknolojik bir gelişmeyi anlatmıyor, aynı zamanda kapitalizmde yapısal bir değişimi gösteriyor. Bu değişim hem bir tarafta insanın düşünce biçimini dönüştürürken öte taraftan insanın kendisini metalaştırıyor. 

Dijital platformlar algoritmalar yoluyla insanın ihtiyaç duyabileceği konuları tespit ediyor ve kişinin ekranda ne kadar süre hangi haberlere baktığını görüp hakkında veri topluyor. Böylece algoritmaların herkesin kendi kişisel sorunlarına tek tek çözümler üretmesine neden oluyor. Kişi böylece kendi sorunun tam olarak çözümüne odaklanmış oluyor. Diğer bir deyişle sorunun kendisi bir veri olarak kabul gördüğü için sorunun nedeni de önemsizleşiyor. İnsanlarda sorunun içeriğinden bağımsız sorunun çözümü üzerine odaklanmış bir düşünce sistematiği oluşmuş oluyor. 

O zaman kişiler “neden?” sorusuna cevap aramıyor. Neden sorusu çözüme doğrudan bir etkisi olmadığı için bir anlam ifade etmiyor. Neden yoksulum örneğin? Burada algoritmalar senin bu sorundan hareketle yoksullukla nasıl baş edebileceğini gösterecektir ve muhtemelen nasıl para kazanman gerektiğini söyleyecektir. Ayrıca sorunun kendisi dijital platformlar için toplanmış olan bir veridir, nedeni bir veri değil tersine “nedeni” verinin oluşmasına sebep olandır. Ancak algoritmalar yanılırsa eğer o zaman kendi kendisine neden yanıldım diye sorabilir. Ama bu bir veri, sayı vs. yanılgısıdır.

İnsana geldiğimizde vatandaş-insandan, kullanıcı-insana geçilmiştir. İnsan sosyal medyada geçirdiği süreler boyunca dijital platformlara beğenilerini bırakacaktır ve buradan hareketle algoritmalar insanların neyi sevip neyi sevmediğini anlayıp ona göre sorunlarına çözüm sunacaktır. Böylece insan kullanıcıdır. Kişilerin sorunları toplumsal yaşamdan soyutlanıp bireysel hale dönüşmüştür. Onun içindir ki kişiler sorunlarının nedenini değil çözümüne odaklanmıştır. Bu durum tabii ki insanın vatandaş rolünü azaltacaktır. Diğer bir deyişle kişiler sorunlarının nedeni üzerinde durmadıkları için çözümü kamusal alanda şikâyetlerini “vatandaş” sıfatıyla siyasal iktidara bildirme yoluyla değil bireysel anlamda “kullanıcı” sıfatıyla dijital platformlarda çözmeye çalışacaktır. Çünkü algoritmalar kişilerin kendi özelliklerini topladıkları veriler yoluyla çok iyi bildiklerinden ona en iyi çözümü kısa ve zahmetsiz yoldan verecektir.

Bu durumda dijital kapitalizmden söz edebilir miyiz? Şöyle ki klasik anlamda kapitalizmde işçi üretim araçlarının bir çarkı gibi çalışmaktadır. Onun için Marx emek demez, “emek gücü” der. Çünkü işçinin kendisi değil onun çalışabilme yeteneği önemlidir. Emek üretim esnasında ortaya çıkar ama emek gücü........

© soL