Hayat sevmeğe değer…
Avusturyalı yazar Stefan Zweig, varlıklı bir Yahudi ailesinin çocuğudur. 1881’de Viyana’da doğan Zweig, kültür ve edebiyat alanında sıkı bir eğitim görmüş, ana dili Almancanın yanı sıra İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Latince ve Yunanca lisanlarını da bilen bir kişidir.
O dönemin Viyana’sı Avrupa’nın çok önemli bir kültür merkeziydi. Stefan Zweig da, bu ortamda müzikten edebiyata çok yönlü bir gelişme sağlamış ve aynı zamanda felsefe doktoru unvanı almış bir fikir insanıdır.
Psikoloji ve psikiyatri alanının usta ismi Sigmund Freud’la arkadaşlık yapmış, Paul Valery, Thomas Mann, Maksim Gorki gibi edebi şahsiyetlerle, ünlü heykeltıraş Rodin ve İtalyan orkestra şefi Toscanini ile yakın dostluklar kurmuştur.
Stefan Zweig, birçok ünlü eserinin yanı sıra “Üç Büyük Usta” isimli kitabıyla da dünyaca ünlü yazarlar olan Balzac, Dickens ve Dostoyevski’nin yaşam öykülerini ve edebi yapıtlarını anlatan bir eser kaleme almıştır.
İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan bu kitabın ilk baskısına önsöz yazan Dr. Ayda Yörükan, Zweig’ın eserlerinin çok büyük bir bölümünün biyografi (özgeçmiş) türünde olduğunu belirtir. Zweig, bir biyografi yazarı olarak hayatını incelediği kişilerle ilgili çok derin ve kapsamlı araştırmalar yapan bir yazardır.
Stefan Zweig, empati (kendisini başkasının yerine koymak) düzeyi yüksek bir yazar olarak Balzac’ın, Dickens’ın, Dostoyevski’nin ve diğer birçok yazarın yaşam dünyasını ve acılarını onların gerçekliği içinde aktarmayı bilmiştir.
Yoksulluk, hor görülme, kürek mahkumluğu, sürgün, sara hastalığı gibi dertlerin acısını çeken Dostoyevski; açlığın, parasızlığın, borçluluğun, yükselme tutkusunun, para hırsının pençesinde kıvranan Balzac; çocukken çok acılar çeken Dickens; Zweig’ın bu eserinde anlatılmaya çalışılır.
Stefan Zweig, hayat hikayelerini anlattığı kişileri kusurlarına rağmen sevmesini bilen ve okura da bunu hissettiren bir yazardır. Birçok eserinin yanı sıra “Bir Kadının Hayatında Yirmi Dört Saat”, “Dünün Dünyası”, “Yıldızın Parladığı Anlar” gibi kitapları da ülkemizde değişik yayınevleri tarafından tekrar tekrar basılmış eserlerdir.
Bu büyük yazar, 1934 yılına kadar Avusturya’da yaşamış fakat Yahudi asıllı olması nedeniyle Nazi Almanyası'nın baskılarından kurtulmak için 1934’te Avusturya’yı terk etmiş, uzun bir sürgün hayatının ardından 1941 yılında Brezilya’ya yerleşmiştir.
Faşizmin yayılmasından ve İkinci Dünya Savaşı’nın vahşetinden derin bir umutsuzluğa kapılan Zweig, "yeni vatanı" olarak gördüğü Brezilya'da da bu depresif psikolojiden kurtulamamıştır. 1942 yılında ikinci eşi ile birlikte 61 yaşında iken Brezilya’da intihar ederek yaşamına son vermiştir.
Aslında Zweig, bir üç sene daha dayanmış olsa savaşın bittiğine ve faşizmin yenilgiye uğradığına şahitlik edebilirdi. Neyse, şimdi onun tekrar “Üç Büyük Usta” kitabına dönelim…
Stefan Zweig’a göre, Honore de Balzac’ın (Fransa vatandaşı, 1799-1850) roman kahramanları da kendisine benzer, hepsinde dünyayı fethetme hırsı vardır. Her biri servete hücum etmiş, birinin cesedi üzerinden........
