Yavuz Baydar: Dünyaya “Had Bildirme” İddiası, Dünyaya Bir Ülkenin Hazin Ruh Halini Anlatarak Noktalandı
Futbol ile ülkenin hal-i pür melali arasında net bir bağlantı var. 2002’de dünyanın en iyi üçüncü takımını çıkaran Türkiye nerede, 2026’da "geldiği gibi dönen” Türkiye nerede?
Bazen rakamlar acı fatura çıkarır ve ürkütücü reçeteler yazar. Avustralya 0-2, Paraguay 0-1. İki maç, iki yenilgi, tek gol bile atılamadan, adeta başlamadan bitirilen bir Dünya Kupası, ve sönen/söndürülen hayaller.
24 yıl aradan sonra dönen milli takımın performansı sıradan bir spor başarısızlığı değil — bir ülkenin kararan hikayesinin futbol diline çevrilmiş hâli. Bu dil, söylemek gerekir, “acı söylüyor”.
Objektif olarak baktığımda, bu takımı oluşturan oyuncuların, hepsinin olmasa da Avrupa’nın güçlü takımlarında oynayanların, bir araya geldiklerinde yıllar sonra gelen bir fırsata layık olduklarını düşünmüştüm. O sözünü ettiklerim en azından Avrupa takım disiplinini görmüş; Türkiye’nin tepeden tırnağa çürümüş, politika içinde içi dışına çıkmış ve mahalle liglerine dönmüş futbolunun dışında kalmışlardı. Yani spor tutkusu ve ciddiyet ağır basabilirdi.
Ama tüm art niyetler ve toksik zihniyet daha şampiyona başlamadan ortaya çıktı. Başka hiçbir takımda görülmeyen bir hamaset; futbolu ve sporu bir yana iten, daha beteri
Verilen gazla futbolcular kibir abidesine dönüştürülürken ortada futbola dair hiçbir makul tartışma ortamı da bırakılmadı.
Yaşananlar, başlangıç ve sonuyla, aslında günümüzün kriz Türkiye’sinin özeti. Daha iyi anlatılamazdı.
24 yıl sonraki durum bu.
Ve bu 24 yıl bize “bu dönem, futbolu da kendisine benzeten bir cinnet dönemi” dedirtiyor.
2002’den bu yana neredeyse iki kuşak geçti ama hatırlayanlar bilir: Türkiye’de o zaman alttan alta bir şeyler değişiyordu. Henüz AKP gelmeden, eski kirli siyaset sınıfının çürüyen kasasının dibinde, toplumsal bir enerji birikimi patlamaya hazırlanıyordu. Bir dönemin sayfaları kapanıyordu ve yeni bir sayfa “olur mu olur” düşüncesini şekilendiriyordu. Dünya Kupası başladığında henüz seçim olmamış, AKP iktidara gelmemişti.
Ve tam o anda Şenol Güneş vardı. Türk futbol tarihinin belki de tek gerçek mütevazı dehası. Sporculardan önce insana bakan, kibri değil odaklanmayı temsil eden, takım kavramını ego........
