Fransa Neden Yanıyor?(2)
Dizinin ilk yazısında Fransa'daki isyanın iktisadi nedenlerini ele aldık. Sayıca azalan genç kuşak, ücretinden kesilen Avrupa'nın en ağır vergi ve primleriyle yaşlıların emekliliğini finanse ediyor ve sandıkta bu düzeni değiştirecek gücü yok. Bu tablo gençlerin öfkesini açıklıyor, ancak sokağı kimlerin doldurduğunu açıklamıyor.
Fransız İçişleri Bakanlığı'na göre tutuklananların 0'u Fransız uyruklu değil; oysa Fransız uyruklu olmayanların nüfus içindeki payı daha düşük. Fransız uyruklu p'in kökenini ise bilmiyoruz, çünkü Fransa yasaları etnik köken istatistiği tutulmasını yasaklıyor. Ancak 2023 isyanlarında Paris Emniyeti, gözaltına alınanların büyük çoğunluğunun Kuzey Afrika ve Sahra altı Afrika kökenli ikinci ve üçüncü kuşak genç Fransızlar olduğunu tespit etmişti. Bu tablonun bir kısmını yoksulluk ve mahalle ayrışması açıklıyor; ama o mahalleleri ana toplumdan kopuk bırakan, uyum yerine çok kültürlü ayrışmayı kabullenen devlet politikasıdır.
Bu yazıda Fransa'nın nüfus açığını özenle seçmediği bir göçle kapatmasını ve gelenleri ortak bir millet paydasında birleştirmek yerine çok kültürlülüğe teslim olmasını ele alacağız; ardından Türkiye'nin emeklilikte ve göçte bugün nerede olduğuna bakacağız.
Çok Kültürlülüğün Çıkmazı
Fransa'nın ikinci sorunu ise demografik. Ülkede 2025'te ölümler doğumları geçti; bu İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez oldu ve nüfus artık yalnızca dışarıdan göçle büyüyor. Fransa uzun süre nüfus ve iş gücü açığını göçle kapattı, ancak gelenleri kendi iş gücü ihtiyacına göre seçmedi.
Göçmenini özenle ve dikkatle seçmeyen ülke, çalışmaya gelenle birlikte sosyal yardıma yaslanarak yaşayacak olanı da içeri alır; cömert yardım düzeni bu ikincisine topluma uyum sağlamak için bir neden bırakmaz. Fransa İçişleri Bakanlığı'na göre 2024'te Avrupa Birliği'nden gelen göçmenlerde işsizlik %7,8, AB dışından gelenlerde ,8. Bir ülke, dışarıdan göç kabul ederken gelenin ülkenin kültürüne uyumu ve topluma sağlayacağı net katkı olmak üzere iki ana ölçüte bakmalıdır. İlk oturma iznini en çok alan iki milliyet Fas ve Cezayir. Fransa bu nüfusu ortak bir millet paydasında birleştirmek yerine çok kültürlülüğü bir devlet anlayışı olarak benimsedi. Macron'un 2017'de söylediği "Fransız kültürü diye bir şey yok; Fransa'da bir kültür var ve çeşitli" sözü bu anlayışın özeti.
Sorun, insanların farklı kökenlerden gelmesi değil; devletin vatandaşları ortak bir dil ve tek bir millet bilinci etrafında birleştirmek yerine köken ve inanç temelli ayrışmayı kurumsallaştırmasıdır.
Bir milletin fertleri farklı soylardan, farklı coğrafyalardan gelebilir. Türk milleti de Balkanlardan Kafkasya'ya, Kırım'dan Orta Asya'ya uzanan bir köken çeşitliliğinden oluştu. Herkesin buluştuğu ortak payda vatan, dil, kültür, ilke, ahlak ve ülkü birliğiydi. Bu birliğin tanımı Anayasa'nın 66. maddesinde yer buldu: "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür." Amerika'da da ilke budur; Fransa'nın kendi anayasası da cumhuriyetin bölünmezliğini ve vatandaşların köken farkı gözetilmeksizin eşitliğini güvence altına alır.
Çok kültürlülük........
