menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa artık saldırıyı değil, ölü sayısını konuşuyor

6 0
08.10.2026

Avrupa artık saldırıyı değil, ölü sayısını konuşuyor
Prof.Dr. İ. Hamit Hancı, Dr. Alp Aslan

Politico da çıkan bir haber nedeniyle konuyu araştıralım dedik.
Avrupa Birliği çok sayıda can kaybına yol açabilecek hibrit saldırı senaryolarına hazırlanıyor. Bu değişim, güvenlik tartışmasını siber saldırı ve dezenformasyondan, adli atribüsyon, kitlesel kayıp yönetimi ve toplumsal dayanıklılık alanına taşıyor.

Uzun zamandır "hibrit savaş" denildiğinde aklımıza siber saldırılar, seçimlere müdahale, dezenformasyon, sosyal medya manipülasyonu ve kritik altyapıya yönelik sabotajlar geliyordu. Bunların ortak özelliği, savaş ile barış arasındaki gri alanda gerçekleşmeleriydi.
Ancak, günümüzde Avrupa'daki tartışma başka bir aşamaya geçmiş durumda.

Politico'nun Nicholas Vinocur imzalı haberine göre Avrupa Birliği ülkelerinin büyükelçileri, kapalı toplantılarda çok daha ağır bir senaryoyu tartışıyor: Bir hibrit saldırı çok sayıda insanın ölmesine yol açarsa ne yapılacak? Gündemde acil müdahale ekiplerinin devreye sokulması, saldırıya uğrayan ülkeye AB fonlarının hızla aktarılması, ortak kriz iletişimi ve NATO ile AB arasındaki görev paylaşımı var.
Bu durum küçük bir terminoloji değişikliğinden ibaret değil. Hibrit savaşın, "rahatsız edici ama yönetilebilir gri alan" olmaktan çıkıp insanların öldüğü bir güvenlik alanına dönüşmesi anlamına geliyor.

Gri bölge sınırı kanla çiziliyor

Hibrit saldırının temel avantajlarından biri belirsizliktir. Bir devlet başka bir devlete füze gönderdiğinde saldırgan çoğu zaman bellidir. Ancak bir fiberoptik kablo kesildiğinde, elektrik şebekesi çöktüğünde, havaalanında yangın çıktığında, GPS sinyalleri karıştırıldığında veya kritik bir tesiste faili belirsiz sabotaj gerçekleştiğinde aynı açıklık yoktur.

AB Dış İlişkiler Servisi siber saldırıları, dezenformasyonu, sabotajı, denizaltı altyapısının tahribini, hava sahası ihlallerini ve farklı örtülü eylemleri hibrit tehdit kümesinin içinde değerlendiriyor. Bu faaliyetlerin önemli bir bölümü, açık savaş eşiğinin altında kalacak şekilde tasarlanıyor. Hibrit saldırının gücü de burada: Maddi etkisi kadar, "Bunu kim yaptı?" sorusunu cevapsız bırakması önem taşıyor.
Fakat insanlar öldüğü anda sistem değişiyor. Bir kablonun kopmasına diplomatik protestoyla karşılık verebilirsiniz. Bir internet sisteminin birkaç saat çalışmaması ekonomik zarar olarak görülebilir. Fakat aynı olay onlarca insanın ölümüne yol açarsa hükümetlerin kamuoyuna yalnızca "araştırıyoruz" demesi çok daha zorlaşır. Saldırgan görünmez kalmak ister; verdiği zarar büyüdükçe mağdur devletin saldırganı bulma ve karşılık verme baskısı artar.

NATO uzun süredir hibrit faaliyetlerin belirli koşullarda Washington Antlaşması'nın 5. maddesini gündeme getirebileceğini belirtiyor. Fakat asıl problem değişmiyor: Kime karşı? Askeri veya siyasi karşılık verebilmek için önce saldırganı........

© ngazete