menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aşırılıklar Çağı

205 0
31.10.2026

Konuyu bir seçim zaferine getireceğim, zira kimileri bunu salt sosyal medya başarısı diye okuyor…

Size birini ve kitabını tanıtayım önce:

İngiliz Marksist tarihçi Eric Hobsbawm, 1994’te yayımladığı “Aşırılıklar Çağı” kitabında, 20’nci yüzyılı takvimle değil, tarihsel kırılmalarla tanımladı: 1914-1991.

Hobsbawm’a göre bu kısa yüzyıl, kapitalizmin tarihsel çelişkilerini bütün açıklığıyla ortaya koydu:

- Üretici güçler görülmemiş ölçüde gelişirken, bu ekonomik düzen iki dünya savaşına, büyük krizlere, faşizme ve derin toplumsal eşitsizliklere sahne oldu…

1917 Ekim Devrimi ise salt yeni bir devlet kurmamış, kapitalizmin kendini yeniden düzenlemeye zorlayan güç yaratmıştı…

Hobsbawm, bu yüzyılı “Felaket Çağı”, “Altın Çağ” ve “Çöküş” olarak üç dönemde inceledi. Ancak sadece savaşların, devrimlerin ve ekonomik krizlerin tarihini yazmadı. Köylülüğün çözülüşünü, kentleşmeyi, kadınların çalışma hayatına katılımını, sömürge halklarının bağımsızlık mücadelelerini ve bilimsel gelişmelerin gündelik yaşamı nasıl değiştirdiğini de ele aldı.

Asıl gösterdiği, ekonomik ve teknolojik ilerlemenin salt devletleri ve üretim biçimlerini değil, insanların aile ilişkilerini, değerlerini, alışkanlıklarını ve birbirleriyle kurdukları bağları da köklü biçimde değiştirdiği idi.

Hobsbawm’ın temel kaygısı buydu:

İnsanlık, dünyayı değiştirecek bilgiye ve üretim gücüne sahipken kendi yarattığı tarihsel süreçlere neden hükmedemedi?

Dönekliği reddetmenin bedeli

Tarihi “kaybedenlerin” yazmasına izin verilir mi?

İngiliz tarihçi Richard J. Evans, “Eric Hobsbawm: Tarihe Adanmış Bir Hayat” biyografisinde, “Aşırılıklar Çağı” kitabının başına gelenleri........

© Nefes