menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye’de Kürt otoritesi bitti mi, biçim mi değiştirdi?

25 0
30.08.2026

Suriye Demokratik Güçleri’nin kendisini feshetmesi, bölgede yeni ve tartışmalı bir dönemin kapısını açtı. Bir tarafta gelişmeyi “Şam’ın kesin zaferi” olarak değerlendirenler, diğer tarafta SDG’nin önemli kazanımlar elde ederek devlet sistemine dâhil olduğunu savunanlar var.

Oysa ortaya çıkan tablo, ne kayıtsız şartsız bir teslimiyet ne de eksiksiz bir zaferdir. Suriye’de Kürtlerin kurduğu fiilî otorite sona ermiş; buna karşılık Kürt kimliği, dili ve bazı örgütsel kadrolar merkezi devlet içerisinde kendilerine yeni bir alan bulmuştur.

Feshedilen yapı resmî olarak Mazlum Abdi’nin komutasındaki Suriye Demokratik Güçleri’dir. YPG bu yapının askerî omurgasını, PYD ise siyasi merkezlerinden birini oluşturuyordu. Ancak SDG yalnızca silahlı birliklerden ibaret değildi. Yerel meclisleri, güvenlik güçleri, eğitim sistemi, sınır kapıları, petrol sahaları ve dış ilişkileri bulunan fiilî bir yönetim düzeniydi.

Bir devlet değildi; fakat sıradan bir yerel yönetim de değildi.

Bugün sona eren asıl yapı, SDG isminden çok bu bölgesel egemenlik düzenidir.

Şam yönetimi Rakka ve Deyrizor başta olmak üzere geniş toprakları, petrol ve doğal gaz sahalarını, sınır kapılarını, havaalanlarını ve barajları yeniden kontrol altına aldı. Bağımsız askerî komuta kaldırıldı; sivil ve güvenlik kurumları merkezi yönetime bağlandı. Böylece Suriye’nin yaklaşık dörtte birinde etkili olan ayrı yönetim yapısı büyük ölçüde tasfiye edildi.

Bu bakımdan Şam’ın kazancı açıktır: Toprak, doğal kaynaklar, sınırlar ve silahlı güç üzerindeki devlet egemenliği yeniden tesis edilmiştir.

Ancak SDG’nin fesih kararını yalnızca gönüllü bir barış tercihi olarak değerlendirmek de gerçekçi değildir. 2026 yılının başında Şam güçlerinin gerçekleştirdiği askerî harekât, sahadaki dengeleri değiştirdi. Özellikle Arap nüfusun çoğunlukta olduğu Rakka ve Deyrizor’un kaybedilmesi, SDG açısından yalnızca toprak değil; petrol, buğday, su kaynakları ve Arap aşiretleri üzerindeki etkinliğin de kaybedilmesi anlamına geliyordu.

ABD’nin yeni Şam yönetimiyle yakınlaşması, SDG’nin müzakere gücünü daha da azalttı. Yıllarca Washington’un IŞİD’e karşı temel kara gücü olan SDG, Amerikan korumasının aynı biçimde ve süresiz devam etmeyeceğini gördü. Dolayısıyla fesih, askerî baskı ve uluslararası yön değişikliği karşısında yapılmış kontrollü bir geri çekilmedir.

Buna rağmen Kürtlerin hiçbir karşılık almadan teslim olduğunu söylemek mümkün değildir.

Yeni düzenlemelerle Kürtler, Suriye halkının asli ve ayrılmaz bir unsuru olarak tanındı. Kürtçe millî dillerden biri kabul edildi ve okullarda öğretilmesinin önü açıldı. 1962 Haseke nüfus sayımı sonucunda vatandaşlıktan mahrum bırakılan Kürtlere vatandaşlık hakkı tanındı.Newroz resmî tatil ilan edildi; etnik ve dilsel ayrımcılığın yasaklanacağı açıklandı.

Suriye’nin yüz yıllık merkezî ve........

© Milat