Sekülerleşme Yanılgıları (2)
Sekülerleşme meselesini konuşurken düalist bir yapıyı ifade eden dini ve dünyevi otorite ayrımını göz önüne almak gerekir. Bu ayrım aynı zamanda çifte hakikat alanı denilen dini ve dünyevi hakikat gibi bir ayrımı birlikte getirir ki, burada birbirinden otonom iki hakikate atıfta bulunulmaktadır.
Benzer bölünmeler Batı düşüncesinde Ruh/beden, mana/madde, Din/dünya şeklindeki ayrışmalarda da kendisini göstermektedir. Bunlara dayanarak insan faaliyetleri başta olmak üzere bir bölünme yaşar. Buna göre bir takım insan faaliyetleri seküler, bir kısmı da dinidir. Dolayısıyla bir ayrımı daha burada görmekteyiz; kutsal ve seküler. Esasen kutsal ve seküler ya da dini ve dünyevi ayrımları ilk bakışta makul olarak görünür. Dinsel ibadetler vardır insan hayatında ve kutsallar vardır fakat aynı zamanda yemek yemek, giyinmek, para kazanmak gibi faaliyetler vardır ki, bunlar ayrışmada seküler kategorisinin içine dahil edilirler.
Bu durumda “seküler” olan Tanrı ve dinden bağımsızlaşmış bir alan olarak tanım bulmaya başlamıştır. Aslında Hıristiyan/Batı düşüncesinin temel karakteristiği böyle çifte bir hakikat alanına sahip olmasıdır. Üstelik bu durum sadece Batı düşünce tarihinde........
