Xi Jinping–Donald Trump görüşmesi üzerine
24 Eylül’de Beyaz Saray’da Trump ile Xi Jinping, iki süper gücün liderleri olarak bir araya geldi. Üstelik bu görüşmenin koşulları, Mayıs ayında Pekin’de yapılan görüşmeden oldukça farklıydı. O tarihten bu yana İran savaşı daha da şiddetlenmiş, küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri belirgin biçimde derinleşmişti.
Tam da bu koşullar altında Trump’ın Xi Jinping’i Beyaz Saray ziyareti sırasında uçağının kapısında, en üst düzey devlet protokolüyle karşılaması dikkat çekiciydi. Bu, öyle sıradan bir diplomatik görüntü değildi. Amerikan siyasi ve diplomatik geleneği açısından bu karşılamanın taşıdığı sembolik anlam oldukça önemliydi.
Washington ile Pekin arasında ciddi bir stratejik rekabet yaşanmasına rağmen, ABD’nin Çin’i yalnızca bir rakip olarak değil, kendisiyle aynı ağırlıkta bir muhatap olarak gördüğünü gösteren güçlü bir diplomatik mesaj niteliğindeydi.
ABD-Çin ilişkisinin en önemli boyutu askeri değil, ekonomiktir. Askeri boyut ikinci plandadır; zira taraflardan hiçbirinin diğerine karşı savaş yürütmesi, ne çıkarı ne de tam kapasitesi bulunmaktadır. İran savaşı, enerji maliyetleri ve küresel ticareti olumsuz etkilemektedir.
Pekin’in üretimi iç tüketimin üzerinde olduğu için, ekonomisinin sürdürülebilirliği büyük ölçüde ihracata bağlıdır. Küresel talebin zaten zayıf olduğu bir dönemde savaşın yarattığı ekonomik baskı, Çin’in sorunlarını daha da ağırlaştırmaktadır. ABD........
